• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 8 °C

Binali Yıldırım: Denizciliğin önemi artarak devam edecek

Binali Yıldırım: Denizciliğin önemi artarak devam edecek
Ulaştırma, Denizcili ve Habercilik eski Bakanı Binali Yıldırım, katıldığı Hamburg-İstanbul Denizcilik Buluşması’nda terörün belinin kırılması için tüm ülkelerin işbirliği içinde olması gerektiğini söyledi.

Geleneksel Hamburg-İstanbul Denizcilik  Buluşması’na önceki Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme eski Bakanı  ve AK Parti  İzmir Milletvekili Binali Yıldırım ve önceki Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff‘un katılımıyla İstanbul’da yapıldı. Bu yıl 9.su düzenlenen  geleneksel Hamburg-İstanbul Denizcilik Buluşması’nda Binali Yıldırım ve  Almanya eski Cumhurbaşkanı Christian Wulff da katılarak birer konuşma yaptı. Denizcilik sektörünün yoğun katılım gösterdiği toplantıda Binali Yıldırım'ın konuşmasının ana teması terör üzerineydi.

Binali Yıldırım konuşmasında  terörün küresel boyutunu vugulayarak Ankara ve Paris’te yaşanan korkunç saldırılara dikkat çekti. Terörün insanlığın baş belası olarak niteleyen Yıldırım “Birkaç gün önce ülkemiz G20 Liderler Zirvesi’ne ev sahipliği yaptı. Antalya’da çok önemli bir buluşma gerçekleştirildi. Çok başarılı bir organizasyon olduğu bütün katılımcılar tarafından yüksek sesle telaffuz edildi. O toplantının hemen öncesinde dünya, bir kez daha sarsıldı. Tam bir ay önce Ankara’da gerçekleşen patlamada 102 vatandaşımız hayatını kaybetti ve 13 Kasım’da terör yüzünü Fransa’da gösterdi ve 130’a yakın insan hayatını kaybetti.  Aslında yaşanan bu olayların ne anlama geldiğini dünya, insanlık bir kez daha etraflıca düşünmeli.  Terörün olduğu anda gerekli tepkiyi göstermek, terörün önlenmesine çalışmak, acıların azalmasına gayret etmek çözüm değil. 30 yılı aşkın süredir terörden feryat eden bir ülke var, Türkiye. Bütün dünyaya diyor ki, ' terör insanlığın baş belasıdır, dünyanın baş belasıdır.” dedi 

"Gelin  bu terör konusunda söz birliği yapalım, eylem birliği yapalım ve bunu dünyanın gündeminde en alt sıralara indirelim" diye çağrı yaptıklarını ancak bu çağrının destek görmediğini belirten  Binali Yıldırım "2001 eylül ayında ABD saldırısı Bin Ladin ismi ile ortaya çıktı ve Bin Ladin ortadan kaldırılınca işin halledildiği zannedildi.  Ama hiç öyle olmadığını gördük.  Ortadoğu’da Irak işgali ve Arap Baharı ile başlayan süreç terörün yeni şeklinin yeni yüzünün görülmesi anlamına geliyordu" dedi. 

“Terörün kaynağı adaletsiz paylaşımdır”

Terörün aslık kaynağının adaletsiz gelir paylaşımı olduğunu belirten Binali Yıldırım, canlı bombaların genelde az gelişmiş ülkelerden çıktığına dikkat çekti. Yıldırım konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bir yandan kısa vadede terör ile gerekli mücadeleyi yaparken, diğer yandan da terörün asıl nedenlerine inmek gerektiğinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha bu G20 toplantısında da gördük. Terörün kaynağı adaletsiz paylaşımdır. Neden canlı bombalar  en az gelişmiş ülke insanlarından oluyor, en yoksul kesimden oluyor? Bunu görmek, bu noktadaki gerçeğin ne olduğunu  anlamaya yetiyor.  O yüzden hiç kimse  ne kadar gelişmiş olursa olsun, ne kadar büyük ve gelişmiş silahlara sahip olursa olsun küresel terör tehdidinin etkisinden asla kurtaramaz.  Hiçbir ülke ‘Benim terör gibi bir derdim yok’ diyemez. Çünkü kendini infilak ettirmeye adamış bir insan için yapacak çok fazla bir tedbir olmaz. O yüzden bu işin temeline inip sınırları çok sıkı şekilde çok daha yüksek duvarlarla örmek yerine terörü doğuran sebepleri ortadan kaldıracak, küresel barışı ve kardeşliği kuvvetlendirecek tedbirleri  süratle hayata geçirmek zorundayız.”

Hayatın durmasından sadece teröristlerin kazançlı çıkacağını vurgulayan AK Parti İzmir milletvekili ve Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme eski Bakanı Binali Yıldırım “Fransa’daki saldırı kendi adına başarılı olmuştur. Çünkü hiçbir Avrupa ülkesi kendini güvende hissetmemekte, yoğun katılımlı toplantılardan uzak durmaktadır. Hatta orada futbol etkinliklerinin, büyük organizasyonların terörün doğurduğu korkuyla iptal edildiğini  görmekteyiz.  Bu terörle mücadelede terörü cesaretlendiren, mücadeleyi zayıflatan bir ruh halidir. Bunu Türkiye çok iyi bilir.  Türkiye yıllardır bu mücadelenin içinde. On binlerce insanını kaybetti, şehitler verdi ve hala bu mücadele ülkemizde kararlılıkla sürdürülmektedir" diye rek terörle mücadelenin şart olduğuna vurgu yaptı.

“Avrupa Birliği Türk halkının kaybettiği güveni tekrar kazanmalı”

Konuşmasında Avrupa Birliği ile yürütülecek üyelik müzakerelerinin önemine değinen Binali Yıldırım, Avrupa’nın yapması geren önemli şeylerden birinin de Türk halkında Avrupa’ya yönelik güvenin yeniden sağlanmasına yönelik çalışma olduğunu söyleyerek “Bizim yıllarca batılı dostlarımıza yaptığımız çağrıların geç de olsa bugün yankı bulması, olumlu dönüşlerin olması iyi haberdir.  G20 zirvesinede özellikle AB ülkelerinin Türkiye ile külfet paylaşımı konusunda, mülteciler konusunda ve Türkiye’nin  AB içerisinde etkinliğinin artması uyumaya bırakılan üyelik sürecinin tekrar hızlandırılması adına yeni bir insiyatif almış olması geç de olsa hatadan dönmüş olduğunu gösteriyor.  Şimdi geriye kalan, Türk halkının kaybolan güvenini Avrupa’nın tekrar kazanmasıdır. Bunun için eskisinden daha fazla gayret göstermek ve somut adımları atmak durumu ile karşı karşıyalar. Bunlar nelerdir? Sudan sebepler ile açılmayan fasılların açıklması, ikincisi 1996’dan beri  bedelini ödediğimiz Gümrük Birliği’nin yerine getirilmeyen şartlarının yerine getirilmesidir. Nedir bu? Mal ve hizmetlerin serbest dolaşımı gerçekleşiyor ama insanların serbest dolaşımı hala engelleniyor.  Bunun ile ilgili olumlu bir tutum Avrupa Birliği’nde artık yaygın bir kanaat haline gelmiştir “dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Fransa’da düzenlenecek İklim Değişikliği Zirvesi’ne katılmasının teröre küresel anlamda cevap vermek adına önemli olduğunu belirten Yıldırım ”29 Kasım’da gerçekleştirilecek Liderler Zirvesi’ne Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’da katılacak ve AB’nin 2015 ve sonrası için Türkiye hakkında izleyeceği yol hakkında ciddi bir kararlılık ortaya konacağını bekliyoruz.  Bunun işaretlerini  alıyoruz.  Bir gün sonra da sayın Cumhurbaşkanımız  Fransa’daki Küresel İklim Değişikliği Zirvesi’ne katılma kararı aldı. Bu kararın arkasında o toplantının öneminden çok son zamanlarda Fransa’da yaşanan bu vahim terör hadisesinde  küresel dayanışmayı bizzat göstermek içindir“ dedi.

“Terör eylemleri bir dine ya da millet mal edilmemeli”

Terör eylemlerinin bir millet ya da dine mal edilmemesi gerektiğinin altını çizen Ak Parti İzmir Milletvekili Binali Yıldırım “3-5 tane  teröristin gerçekleştirdiği bu alçakça terör olaylarını  1 milyar 700 milyon İslam alemine  mal etmek bizim tarafımızdan kabu edilebilir bir şey değildir. İslam dini barış emreder, kardeşlik emreder. İslam dini öldürmeyi değil yaşatmayı emreder. O yüzden teröristlerin  kimliğine bakarak  bir ülke, bir din, bir topluluk hakkında ön yarıya sahip olmak  terörle mücadele için en büyük tehlikedir. Terör olaylarında da artık çifte standardı bırakmamız lazım.

Geçmişte Norveç’te birisi çıldırdı, cinnet getirdi ve 90’a yakın çocuğu katletti. Demek ki, terörün dili, dini, mezhebi, milleyeti yok. Terör insanlığın ortak sorunudur. Bütün dünyanın başının belasıdır. Terörden korkmak yerine terörü korkutacak ortak adımları birlikte atma zamanıdır“ diye konuştu. 

“Sorun kapımızı çaldığı zaman değil, daha önceden bir olalım”

Konuşmasında tüm dünyanın kanayan yarası haline gelen mülteci sorununa da değinen Yıldırım, mültecilerin Avrupa’nın kapısına dayandığı zaman Batı’nın bu soruna el atmaya başladığını söyledi ve sorunun çözümü için birlik olmak gerektiğine vurgu yaptı. Yıldırım Konuşmasına şöyle devam etti: “Irak ve Suriye’de yaşananlarda Türkiye’nin feryadının duyulmamış olması bizi bu noktaya getirmiştir. Milyonlarca insan Suriye’de  yerini, yurdunu bırakarak canını kurtarmak için başka ülkelere gitmek zorunda kalmıştır. Ağırlıklı olarak Türkiye, Ürdün ve Lübnan’da  bu mülteciler misafir edilmektedir. Ülkemizde Suriye ve Irak’tan toplam  2.5 milyon mülteci durumunda insan vardır. Bunların 100 bin kadarı Edirne üzerinden Balkanlar’a doğru yürüdüğünde  bütün Avrupa ülkeleri alarma geçti. Yaşadıklarımızı, nelere şahit olduklarımızı bütün dünya gördü. Biz diyoruz ki ‘Sorun kapınızı çaldığı zaman değil, daha önce bir olalım, tedbir alalım’ Suriye’deki sorunun çözüme kavuşturulması konusunda Suriye ile komşu olan, içeride yaşananları en iyi şekilde bilen ve değerlendiren Türkiye’nin uyarıları yerine 'bir takım güç hesapları yaparak'  uluslararası güç rekabeti uğruna oradaki insanların hayatını karartan politikalar artık bırakılmalıdır.  Bu sorunları çözemediğimiz müddetçe asla terörün dünya gündeminden kalkması adına fazla mesafe alacağımızı söylememiz mümkün değildir. “

“Yaşadığımız son 5 ay istikrarın önemini ortaya koydu”

1 kasım seçimleriyle ilgili görüşlerini de açıklayan  ve herkesin 1 Kasım seçimlerinden sonra ibrenin neden AK Parti’ye kaydığını anlamaya çalıştığını da ifade eden Binali Yıldırım, son 5 ayda istikrarın ne kadar önemli olduğunun anlaşıldığını söyledi ve ”Türkiye 2 yıl içerisinde 4 seçim geçirdi. Daha 5.5 ay önce bir seçim oldu ve uzun yıllardır güçlü bir tek parti iktidarı varken ülkemizde maalesef  siyaseten tek parti iktidarı ortadan kalktı. Fakat yaşadığımız şu 5 ay bile Türkiye’de istikrarın kaybolmasının ülkeye bedelinin ne olacağını çok açık bir şekilde ortaya koydu.  Türkiye demokrasi tarihinde bir ilk yaşandı. Anayasa’nın 114 ve 116. maddeleri işletildi ve seçimler yenilendi. Yenilenen seçimde bu sefer durum tam tersine döndü. AK Parti kurulduğu günden bu yana  en yüksek oyu alarak  tek başına iktidar oldu. Şİmdi herkes şu soruyu soruyor: '5 ayda ne değişti de Türkiye bir çtan başka bir uca savruldu? Bu insanlar nasıl bu kadar kısa sürede kararını değiştirdi? Bu soru bütün dünyada soruluyor hatta bazıları daha ileri gidip  ‘Bu toplumsal bir değişim değil, Recep Tayyip Erdoğan’ın shirbazlığıdır’ diyorlar. Bu değerlendirmeleri bir tarafa bırakıyoruz ama yaşananları bir gözden geçirelim. Yaşananlar Türkiye’de istikrarın kaybolması ile birlikte ne derece ülkemizi, ülkemizin etrafındaki ülkeleri, milletimizi, etrafımızda yaşayan mazlum milletleri nasıl daha büyük bir tehlikenin içine atacağını bu millet gördü. Bu millet Türkiye’de istikrarın kaybolmasının bedelinin ne kadar daha ağır faturalara sebep olacağını açık bir şekilde gördü" dedi.

“Küresel barış ve istikrar çok önemli”

Küresel barış ve istikrarın korunması için Birleşmiş Milletler'in üzerine düşen vazifeyi yeterince yerine getirmediğini belirten Binali Yıldırım “Tek başına Türkiye’nin istikrarı sağlamış olması da bir şey ifade etmez.  Küresel istikrarın da mutlaka sağlanması lazım. Küresel ticaretin gördüğü en önemli şey istikrardır.  2008’de başlamış ve hala daha toparlanamamış küresel ticarette bir bozulma var. Bu bozulmanın arkasında yaşanan bölgesel sorunların azalarak değil artarak devam etmesi yatıyor.  Dünyada küresel birliği, beraberliği, kardeşliği sağlayacak bir liderlik maalesef mevcut değildir.  Bİrleşmiş Milletler bu anlamda üzerinde düşen görevi maalesef yerine getirememektedir.  Çünkü Birleşmiş Milletler'in kuruluşunda ortaya konan  ana sözleşmede daimi üyelere verilen sınırsız yetkiler  artık günümüzde yaşanan küresel sorunları çözmeye yeterli gelmemektedir.  Bunun mutlaka önümüzdeki süreçte değerlendirlmesi  yeni bir küresel, toplumsal sözleşmenin ortaya konması gerekir. Aksi halde yeniden oluşacak 2 kutuplu bir dünyada az gelişmiş, yoksul ülkeler bir uçtan bir uca savrulmaya devam edecektir “ şeklinde konuştu. 

“Türkiye’nin terör olgusunu gündeminden çıkarması gerek”

Türkiye’nin terör olgusunu gündeminden çıkarark ekonomi ve refahın adil dağılımına yönelmesi gerektiğini vurgulayan Yıldırım “Türkiye bir seçimden çıktı. Halkımız 'istikrar' dedi, 'güven' dedi, teröre karşı verilen mücadeleye onay verdi.  Bundan sonra Türkiye’yi yönetenlerin önünde çok önemli şeyler var. En önemlisi terörü Türkiye’nin gündeminden çıkarmak.  Bunu yaptığımız zaman gündemin en üst noktasına ekonomi gelecek.  Refah dağılımının daha adil şekilde yapılması gelecek. İşsizlikle mücadele gelecek ve 2023 hedeflerinin gerçekleştirilmesi için kararlı adımların atılması gelecek.  Bunun için millet bize yetkiyi verdi. Bundan sonra yük bize aittir. Şimdi millet rahat uyuyacak ama biz o kadar rahat uyuyamayacağız. Böyle bir sorumluluğun üzerimizde olduğunun farkındayız. Küresel şartları biz Türkiye olarak değiştiremeyiz. Küresel şartlar yaşayacağımız olaylara bağlı olarak değişir. O yüzden denizcilik sektörünün küresel şartlardan etkilenen halinin düzelmesi yine küresel tedbirler ile olacaktır.  Ama bizim bu sürecin ilelebet kalıcı olmayacağının farkında olmamız lazım” dedi. 

“Denizciliğin daha canlı olabilmesi için imkanlar sağlanmalı”

Küresel ticaretin yüzde 80’inin yapıldığı denizclilikte Türkiye’nin daha etkin olabilmesi için gerekli imkanların sağlanması gerektiğini vurgulayan Binali Yıldırım “Bugün ticaret yüzde 80 oranında deniz yolu ile yapılıyor. Ülkemizde de bu durum farklı değil. O halde sektörün kendi içinde bir dönüşüm projesini başlatması gerekiyor.  Bu arz-talep dengesini esas alan bir dönüşümdür. Burada tabi ticaret odamız ve denizcilerimiz bu dönüşümün öncüsü olacaklardır. Küresel krizde Türkiye’de krizin etkisini azaltacak işler oldu.  Tamir-bakım sektörün canlılığını devam ettirdi, hala da devam ettiriyor.  Bizim yüzer ve sabit anlamda 30 civarında havuzumuz var ve bunlar çalışmaya devam ediyor. Kriz zamanlarında denizciler alt yapılarını filolarını gözden geçirme, onları  güzel günlere hazırlamak için  bir fırsat olarak görüyorlar. Bu anlamda denizciliğimizin böyle bir boyutunun olması krizin etkilerini sınırlı ölçüde azaltmaya katkı sağlıyor.  Bunun yanında geçmişte alınmış bazı tedbirler var.  Bunların bir kızmı iyi çalıştı, bir kısmı az çalıştı, bir kısmı beklenen sonuçları doğurmadı. Yeni dönemde bunlar tekrar ele alınacak.  Yeni inşaya desteklerin gözden geçirilmesi, Koster filosunun yenilenmesi. Bununla ilgili bir düzenleme yapılmasına rağmen gerekli ilgiyi görmedi. O halde beklentilerin nelere olduğu tekrar gözden geçirilerek sektörün kendi içinde daha canlı hale getirilmesi imkanı sağlanabilir “ dedi.. 

Savunma Sanayi'nin ihtiyaçlarının sağlanması için Türk tersanelerinin öneminden bahseden Binali Yıldırım ”Savunma sanayimizin ihtiyaçlarının sağlanması, kamunun ihtiyaçlarının tersanelerimizden sağlanması ve gemi inşa alanında bir çok ülkeye ciddi hizmetler verebileceğimizi biliyoruz. Türkiye’nin bu alanda ciddi bir konumda olduğu ve özellikle özel projeler konusunda ciddi bir ünü olduğunu biliyoruz. Türkiye denizciliğe ciddi yatırım yapan bir ülkedir” dedi.

“Türkiye’deki insan kaynağı daha etkin kullanılmalı”

Türk gemi adamlarının dünya denizciliğinde daha etkin olabilmesi için çalışmalar yapılması gerektiğine de değinen Binali Yıldırım konuşmasını şöyle sürdürdü: “İnsan kaynak ve kapasitesi anlamaında dünyada önemli bir yerdeyiz. Gemi adamı konudunda Çin’den sonra geliyoruz. Faal mürettebat ve zabitleri topladığımız zaman 120 bin civarında kayıtlı denizcimiz var. Faal olamayanları da eklediğimiz zaman bu rakam 180 bin oluyor. Ama bunu küresel denizcilikte hissedemiyoruz. Denizcilik eğitimi veren 15 fakültemiz var. Meslek okulları ve kursları da hesaba kattığımız zaman denizcilik eğitimi veren 100’ün üzerinde kuruluş oluyor. Yani insan yetiştirmede çok iyi bir kapasitemiz var. Ama yetiştirdiğimiz insanların ileride mesleklerinde kalmaları , denizciliğimizin küresel anlamda daha çok bilinmesi anlamında yapmamız gereken çok iş var. Dünyadaki gemi adamlarının oranlarına baktığımızda Çin’de yüzde 10, Türkiye’de yüzde 7.5, Filipinlerde ise yüzde 7 civarında. Ama Filipinlilerin dünya denizciliğinde daha çok bilindiğini biliyoruz.  İnsan kaynağı bakımından büyük bir problemimiz yok ama Bu insan kaynağını yerli yerinde  kullanma husundan henüz istediğimiz seviyede değiliz.“

haber.png

Deniz Haber Ajansı

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Ulaştırma | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim