• BIST 106.711
  • Altın 143,514
  • Dolar 3,5567
  • Euro 4,1387
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 21 °C

İMEAK Deniz Ticaret Odası Olağan Meclisi yapıldı

İMEAK Deniz Ticaret Odası Olağan Meclisi yapıldı
İMEAK Deniz Ticaret Odası Temmuz Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Faruk Ürkmez Başkanlığında İMEAK Deniz Ticaret Odası Meclis Salonu'nda gerçekleştirildi.

İMEAK Deniz Ticaret Odası (DTO)’nın Temmuz ayı Meclis Toplantısı Faruk Ürkmez Başkanlığında DTO Merkezi’nde gerçekleştirildi. DTO Hesapları İnceleme Komisyonu Başkan Yardımcısı Bülent Şener’in bütçeyi okumasıyla başlayan DTO’nun Temmuz ayı Meclis Toplantısı, İMEAK DTO Yönetim Kurulu Üyesi Faruk Okuyucu’nun haziran ayı faaliyetlerinin sunumuyla devam etti.

Temmuz ayı Meclis Toplantısı’nda konuşan İMEAK Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Metin Kalkavan, gemi inşaa yönetmeliğinin DTO’nun ele alarak çıkarmaya çalıştığı çok emek verilen bir konu olduğunu söyleyerek, ”Artık her alanda oyunun kuralları değişti. Herşeyi istenilen şekilde serbest olarak yapma devri bitti. Yazılı kurallar oturtulmaya çalışılıyor. Baktığımızda yönetmeliğin gelmeyeceği herhangi bir alt sektör olamaz. Çok önemli bir konu olan K2 belgesi artık Güneydoğu’ya kadar gidiyor. Bu belgeyi herkes alıyor ve taşıyor. Niye ve nasıl taşıyorsun? Devlet artık bunu bilmek istiyor. K2 belgesine bakıldığında daha çok kara nakliyecileri ilgilendiriyor ve çok da tartışılan bir konu” dedi.

4 Temmuz 2014’de çıkan yönetmeliğin oldukça öneme sahip olduğunun altını çizen Kalkavan, ”Hazine taşınmazlarının tersane çekek yeri tahsis sözleşmelerine ilişkin yönetmeliğin 18-04-2013’de çıkan kanundan 6 ay sonra çıkması gerekirken ancak 16,5 ay sonra çıkabildi. Çok büyük mücadele ve inanılmaz bir emek verildi. Sonunda da çok güzel bir yönetmelik çıktı. Bunun kıymetini bilmek lazım” diye konuştu.
 
METİN KALKAVAN: DENİZCİLİĞİ HENÜZ YETERİ KADAR ALGILATAMADIK

Siyasetçisinden bürokratına ve sokaktaki insanına kadar denizciliğin yeteri kadar algılanmadığına değinen Kalkavan, şöyle devam etti: ”Denizciliğin ne kadar önemli olduğu ve ne kadar önemli işler yaptığımız tam olarak algılanmadı. Genel olarak bakıldığında başka sektörlerin örneğin inşaatçılığın bayramı yok. Ama denizciliğin bayramı var. Başlamışız ama sonunu getirememişiz. Denizci ülke denizci millet derken bu söz sokaktaki tüm insanların menfaatini kapsıyor. 2023’de en büyük açığı navlun açığı olarak vereceğiz: 40 milyar dolar. Başka hiçbir alanda bu kadar açığımız yok. Dış ticaretimiz 1,2  trilyon dolar olurken navlun açığımız böyle olacak. 16 Temmuz’da komiteler toplantısı var. Bu konuların gündeme getilmesi gerekiyor. Türkiye’nin 15-20 milyar bağlama kapasitesinin olması kabul edilebilir birşey değildir. Özel tekne bağlama yerimiz yok, böyle birşey olabilir mi? Deniz ülkesinde insanlara ’denize çıkma’ diyoruz.”

”PİRİ REİS ÜNİVERSİTESİ DÜNYADA TEK”

Brokerler gecesinin gerçekten gurur duydukları bir organizasyon olduğunu belirten Kalkavan, ”2 yılda bir yapılıyor, bu organizasyonu büyütmek lazım. İstanbul müthiş ve çok farklı bir yer, hakkını vermek lazım. Katılımcı sayısı devamlı yükseliyor, bu yıl bin 600 oldu. Brokerlik mesleği denizcilikte çok önemli. Brokerlerimiz büyük iş yapıyorlar. Çok başarılı bir geceydi, kendilerini tebrik ediyoruz” dedi.

Piri Reis Üniversitesi’nin bu yıl ilk mezunlarını verdiğini ifade eden Kalkavan, ”Uzun yoldan geldik, büyük emek verdik. 100 tane genci ekonomiye kazandırdık. İnşallah bundan sonra artarak devam edecek. Dünyada ihtisas üniversitesi olarak tekiz” şeklinde konuştu.

”FAİZ BELASINDAN KURTULMAK ZORUNDAYIZ”

Dünyada başıboş dolaşan paraların dengeleri bozduğuna dikkat çeken Kalkavan, ”Türkiye’de de dengeleri bu başıboş dolaşan pralar bozdu. Yüksek faizle enflasyonu engelleme fikri tamamen uydurma. Senelerdir yüksek faiz kalmadı, enflasyon düştü mü? Düşük faizle yüksek büyüme de sağlanabilir. Üretim ve satışın artmasıyla enflasyon düşüyor. Faiz belasından kurtulmak zorundayız. Bu da çok üretmekle olur. Onun için de üretimin ve sanayinin önünü açmak zorundayız. Ülke, üretime ve sanayiye gereken desteği vermek zorunda. Rekabet ettiğimiz ülkelerdeki şartları istiyoruz. Kriz denizcilik krizi değildi, ekonomik krizdi. Dökmeciler ve kuru yükçüler kriz yaşamadı. Krizi konteynerciler ve tankerciler yaşadı. 2008’de taşınan yük miktarı 2009’da düştü, 2010’da yerine konmaya başladı, 2011’de üstüne çıktı. Dünya ticareti ciddi anlamda büyüyor. Bugün limanlarımızda 400 milyon ton elleçleme yapılıyorsa, 2023’de 1 milyar ton elleçleme bekleniyor. Yani 2,5 misli bir artış öngörülüyor. Özellikle yönetmeliklerin çıkma aşamasında çok uyanık olmamız lazım. Toplum olarak reaktiflikten proaktifliğe geçmemiz gerekiyor Çok genç ve dinamik bir denizci topluluğu geliyor. Eğitim atağımız var. Tüm dünyaya öğrenciler yetiştiriyoruz. Yakın dönemde kriz beklemiyoruz. Son olarak şunu söylemeliyim, faizsiz sermayaden mutlaka faydalanmak lazım” değerlendirmesini yaptı.

PROF. DR. ORAL ERDOĞAN: PİRİ REİS’DE İŞ GARANTİSİ SUNUYORUZ

Konuşmasına Piri Reis Üniversitesi hakkında bilgiler vererek başlayan Piri Reis Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oral Erdoğan, “Üniversitemiz, denizcilik ana teması olmak üzere tamamlayıcı bilim dallarında da çalışmaya devam edecek. İlk olarak Denizcilik Fakültesi ile başlamıştık ve Gemi İnşaat Mühendisliği vardı. Bu anlamda, 100 kişilik ilk aşama mezunlarımızı 26 Haziran akşamında bin 100-bin 200 kişinin katılımıyla verdik. Buna, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi mezunlarını da dahil ederek devam edeceğiz. En önemlisi denizcilikle ilgili liselerden öğrencileri iki yıllık Denizcilik Meslek Yüksekokulu’muza doğrudan katıyor olacağız. Bu anlamda, Denizcilik Fakültesi öğrencilerine, bu sene girecek olanlara, Denizcilik Meslek Yüksekokulu altyapı programına girenlere de iş garantisi verilmiştir. Deniz Ticaret Odası temsilinde de tüm denizcilik sektörüne teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

“DÜNYA DENİZLERİNDE ZABİTAN AÇIĞI VAR”

ISSA’ya göre dünya denizlerinde zabitan fazlası yerine açık bulunduğunu kaydeden Erdoğan, Türkiye’de de bu konuda yaşanan tartışmalara değinerek, “Ama Türkiye henüz, bu konuda yoğun eğitim veren kurumlar arasında sayılmıyor. Çok ciddi bir biçimde yatırım arttı. Denizcilik fakülteleri ve yan dalları da var. Bu konuda girişim yapıp, ISSA nezdinde de Türkiye’nin yerini korumamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Dünyada ve Türkiye’de gerçekleşen önemli ekonomik gelişmeleri, rakamlar ve gelecek rakamlarının bulunduğu bir sunumla paylaşan Erdoğan, tahvil alımı ve olası krizle ilgili değerlendirmelerde bulundu. ABD’den sonra AB’nin yaptığı parasal büyümenin bilançonun aktif tarafında kontrolsüz bir yükselmeye sebep olduğunu ifade eden Erdoğan, bu durumun borçların yeniden ödenememesine ve bir kriz sinyaline neden olabileceğini söyledi.

Erdoğan, Türkiye’nin hedefinin altında büyüdüğünü belirtirken, diğer ülkelere kıyasla çok da kötü durumda olmadığını söyledi. Sanayi verilerinin açıklanmasıyla bazı kaygıların yeniden arttığını ifade eden Erdoğan, bu rakamların dayanıklı mal üretiminde hem aylık, hem yıllık bazda bir gerilemeyi işaret ettiğini kaydetti.

Türkiye’nin 2014’te yakaladığı yüzde 2,3’lük büyümenin, önümüzdeki sene yüzde 3,1 olacağının beklendiğini paylaşan Erdoğan, böyle olursa da, 2023 hedeflerine ulaşmanın imkansız olduğu yönündeki yorumları hatırlattı. Bunun kesinlik kazanması halinde, Orta Vadeli Plan’ın revize edilebileceğini söyleyen Erdoğan, bütün bunlar yapılırsa sektör seçimli yeni bir teşvik paketinin ortaya çıkabileceğini söyledi.

Cari açık sıralamasında Türkiye’nin, Ukrayna’nın ardından yüzde 7,9 ile ikinci olduğunu söyleyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü; “Cari açık verildiyse, verilmiştir. Bu sorun değildir. Sorun, cari açık verirken, finansmanı sağladığınız kaynaklara yapılacak ödemelerin ne şekilde gerçekleştirileceğinin modelidir. Bu da, bu borçlarınızı ya da ödemelerin vadeye uygun şekilde yayılması ile önem kazanıyor.”

Doğrudan yatırımlar sıralamasına bakıldığında, oransal anlamda Türkiye’nin çok da iyi bir konumda bulunmadığını kaydeden Erdoğan, “Beklentimiz yüzde 12,6  yerine, Türkiye’ye uğrayacak yatırımların yüzde 25’in üzerinde olması. Bu yönde politikaları daha sağlam yapmak gerekiyor” diye konuştu.

“KUR POLİTİKASI YETERİNCE ANLAŞILAMADI”

Kur politikasının yeterince anlaşılamadığını vurgulayan Erdoğan, Türkiye’nin ithalatı dizginleyebilecek ve ihracatı arttırabilecek bir kur politikasının peşinde olması gerektiğini kaydetti. Erdoğan sözlerini şöyle tamamladı: “2011’den sonrasına bakılırsa, enflasyon bize hep düşük beklettirilmiş. Ama enflasyonun gerçekleşmesi hep yüksek çıkmış. Bu anlamda da kur politikası, çok ciddi bir şekilde reel sektörün aleyhinde işlemiştir. Aksi olmuş olsaydı, belki de reel olarak TL değer kazanmaz, değeri daha da kaybettirebilinirdi. 2,10-2,15 bu sene olacağına, iki sene önce olmuş olabilirdi. Şu anda kur 2,13 oldu diye içinizden iflas eden var mı? Demek ki oluyormuş. Ama MB geçen senenin sonunda en uygun seviye 1,92’dir, böyle olması gerekir diyordu ve beklentisi o yöndeydi. Ama şimdi 2,10. Dolayısıyla, bu anlamda ciddi bir çelişki yaşandığını düşünüyorum.”

ALİ DENİZ ERAYDIN: BOĞAZLARIN DÜNYA TİCARETİNDEN ALDIĞI PAY ÖNEMLİ

Gemi Yakıt İkmalcileri Derneği Başkanı Ali Deniz Eraydın, DTO Meclis Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, 28 Haziran 2014 tarihinde DTO meclisinde ikmal limanı konseptinin geliştirilmesi çalışmaları çerçevesinde Türk gemi yakım ikmal işleyişiyle ilgili bir seminer düzenlediklerini söyleyerek, seminere Gemi Yakıt İkmalcileri Derneği’nin yanı sıra yurtdışında çalışan Singapur, Nijerya,  Rotterdam ve Cebelitarık’da görev yapan Türk meslektaşlarının katkıda bulunduğunu ifade etti. Stratejik öneme sahip sekiz adet boğaz olduğunu belirten Eraydın, “Sadece stratejik olmaları ve sizlerin bu boğazlara sahip olmanız tek başına bir şey ifade etmiyor. Bu boğazların önemini ve konumunu kullanarak dünya ticaretinden ne kadar pay alındığı öne çıkıyor. Singapur’da yılda 130 bin gemi geçiyor, yaklaşık yüzde 50’sine ikmal yapılıyor, 45 milyon ton civarında yakıt ikmali gerçekleştiriliyor. Dünyada bütün gemi yakıt ikmalinin toplamı 350 milyon ton. Cebelitarık’a bakarsak yılda 100 bin civarında gemi geçiyor, bunların 60 bin civarına yakıt ikmali yapılıyor. Yılda yaklaşık altı milyar dolar gelir elde ediliyor. Aynı şekilde Rotterdam’da yılda 35 bin civarında gemi geçiyor, 28 binine yakıt ikmali yapılıyor, oran yüzde 80 civarında. Buradan sadece sekiz milyar dolar yakıt ikmalinden para kazanılıyor” dedi.

“İSTANBUL’DA İKMAL SAYISI 15 BİN”

İstanbul’da geçen gemi sayısının 50 bin, ikmal oranının ise 15 bin olduğunu kaydeden Eraydın, “Potansiyelin yüzde otuzu kullanılabiliyor. En yüksek potansiyeli olan yer İstanbul ama maalesef bahsettiğimiz limanlarla karşılaştırdığımızda en düşük oluyor. Cebelitarık'da 25 bunkerbarcı ile 8 milyon ton bunker ürünü satılırken, biz İstanbul'da 60 bunker barcı ile 2 milyon ton satamıyoruz.Uluslararası ticaretle uyumsuz kanun ve kurallar bizi bu noktaya getirdi. 3 tarafımız denizlerle çevrili, bu coğrafyanın öneminin çok iyi bilinmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

BAŞARAN BAYRAK: YÖNETMELİKTE EMEĞİ GEÇENLERE TEŞEKKÜR BORÇLUYUZ

Gemi ve Yat İhracatçıları Birliği Başkanı Başaran Bayrak, geçtiğimiz günlerde hazine arazilerinin tersanelere tahsisi konusunda yönetmelik yayınlandığını hatırlatarak, “Başta genel müdürümüz Hızır Reis Deniz olmak üzere emeği geçen herkese sektör olarak teşekkür borçluyuz. Aynı zamanda yönetmelikle ilgili tahsisat da sektörün gelişimine açıldı. Dikkatlice incelenmesi gerekiyor, bu konuda bir inceleme yaptım ve içinde sıkıntılar gördüm. Bunun mutlaka gözden geçirilip düzeltilmesi gerekiyor. 24 metreye kadar bütün su araçları klasa tabii. Klasın bununla ilgili bir yönetmeliği ve bununla ilgili bir denetim prosedürü yok. Hazırlanmamış bir prosedüre tabiyiz” şeklinde konuştu.

Haber: Sinan SAYGI - Fatih Serdar ÖZGÜLTEKİN

dtotoplantidis-yazili.jpg

www.ulastirma.com.tr

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Ulaştırma | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim