• BIST 97.830
  • Altın 143,803
  • Dolar 3,5641
  • Euro 3,9961
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 24 °C

Koç'un cirosunun yüzde 63'ü enerjiden

Koç'un cirosunun yüzde 63'ü enerjiden
Koç Grubu'nun Enerji Grubu Başkanı Erol Memioğlu, TÜPRAŞ'ın alınması ve OPET'te yapılan ortaklıkla enerjinin payı çok grubunun cirosu içinde yüzde 63'ü bulduğunu açıkladı.

Koç Grubu'nun Enerji Grubu Başkanı Erol Memioğlu, TÜPRAŞ'ın alınması ve OPET'te yapılan ortaklıkla enerjinin payı çok grubunun cirosu içinde yüzde 63'ü bulduğunu açıkladı.

Koç Holding Enerji Grubu Başkanı Erol Memioğlu, enerjide liberalleşmenin bir an önce tamamlanması gerektiğini söyledi. Doğalgazda LNG gazlaştırma tesisi dahil her türlü ithalat işini değerlendirdiklerini belirten Memioğlu, petrolde ise arama değil ama üretim yapmak istediklerini açıkladı.

Türk özel sektörünün bir numaralı aktörü Koç Grubu, 2000’li yılların başlarında açıkladığı yeni stratejide enerjiye çok özel bir yer vermişti. Bunun sonuçları, Tüpraş’ın alınması, OPET ile petrol piyasasında hızlı bir büyüme yaşanması, Aygaz’ın LPG’deki liderliğinin perçinlenmesi olarak ortaya çıktı. Grup, elektrik üretim ve ticaretinde de var. Bu alanda yaptıkları rakamlara da yansıdı. Bugün Koç Grubu’nun toplam cirosunun yüzde 63’ü, vergi öncesi kârının yüzde 40’ı enerji alanındaki faaliyetlerinden geliyor. Koç Holding Enerji Grubu Başkanı Erol Memioğlu’na enerji sektörünü, Koç Grubu’nun bu alandaki hedeflerini sorduk.

Türkiye'nin enerji oyunundaki konumu, önündeki fırsat ve tehditler neler?

Türkiye, hem coğrafi konumu açısından, hem de hızla büyüyen ekonomisi ve enerji ihtiyacından dolayı enerji oyununda önemli bir konuma sahip. Avrupa’nın enerji tedariki açısından geçiş ülkesi olması Türkiye’yi önemli bir pozisyona sokuyor. Diğer yandan artan enerji talebiyle yatırımcıların da ilgi odağı. Türkiye’de enerji piyasalarının, -özellikle de gaz ve elektrik- süratle tam liberalleşmesi çok önemli. Bu, teknoloji getirecek ve verimlilik artışı sağlayacak uluslararası kuruluşların da ülkede yatırımcı olmasını hızlandıracaktır.

ENERJİ MALİYETİNİ LİBERALLEŞME DÜŞÜRÜR

Ufukta enerji krizi var mı?

Krizden kastınız Türkiye’nin enerjisiz kalması ise, hayır, böyle bir şey olacağına çok ihtimal vermiyorum. Kısa süreli sıkıntılar olabilir. Ama bunlar aşılır. Ancak maliyet açısından bu kadar iyimser olamıyorum. Az önce de söylediğim gibi sektörde teknoloji ve knowhow sahibi tecrübeli firmaların fazla olmaması, buna karşın spekülatif oyuncuların varlığı bazı yatırımların zamanında ve istenen verimde yapılmasına engel olabiliyor. Örnek olarak planlanan elektrik santrallerinin zamanında yapılmaması, yapımı hızlı olan, ancak yüksek enerji maliyetine sahip doğal gaz santrallerinin yapımı için tekrar düğmeye basılmasına yol açabilir. Doğal gaz tedarikinde sıkıntı yaşanması ise aceleyle pahalı anlaşmaların yapılmasına yol açabiliyor ve de ülke ekonomisine olumsuz etkileri görülebiliyor. Dolayısıyla, krizden ziyade verimlilik ve uygun maliyetlerin sağlanması açısından, az önce de belirttiğim gibi Türkiye’de elektrik ve doğal gaz piyasalarının kısa vadede liberalleşmesi çok önemli.

Sektör, yatırım yapmak için ne tür imkânlar ve fırsatlar sunuyor?

Türkiye gelişmekte olan ülkeler arasında ekonomik büyümesiyle dikkat çekici bir konuma gelmiş durumda. Ekonomik büyümeyle birlikte doğal olarak enerji talebi de artıyor. Bu da yatırım için uygun fırsatların her zaman çıkacağı anlamına geliyor. Özellikle elektrikte artan ihtiyacın karşılanması için her yıl 3-4 bin MW yeni kapasitenin devreye girmesi gerekiyor. Burada yerli kaynağımız olan linyit santrali yatırımları önemli. Diğer yandan doğal gaz konusunda arz güvenliği açısından Türkiye’nin LNG terminali ve doğal gaz depolama sahası yatırımlarına ihtiyacı var.

YASA DEĞİŞTİRİRKEN DİKKAT!

Ülkenin ekonomik geleceği açısından nasıl bir enerji piyasasına, yatırım ortamına ihtiyaç var?

Ve bunlar için neler yapılmalı? Türkiye’nin ekonomik geleceği açısından şeffaf, sağlam bir hukuki altyapıya sahip, liberal bir enerji piyasasına ihtiyacı var. Piyasa aktörlerinin sağlıklı karar verebilmeleri için uzun vadede önlerini görebilmeleri gerekir. Bunun için devletin bazı garantiler vermesi çok gerekmeyebilir. Kamuya bağlı kuruluşların özel sektörle rekabet halinde olmaması gerekir, çünkü arkasında kamu desteği olduğu zaman bu ister istemez haksız rekabete yol açar. Önemli olan diğer bir unsur da regülasyon riski. Türkiye hızla büyüyen, hızla değişen, gelişmekte olan bir ülke... O yüzden kanun ve yönetmeliklerin değişen koşullara uyum sağlaması için gelişmiş ülkelere kıyasla daha dinamik bir şekilde yönetilmesi gerekir. Ancak bunların çok sık değişmesi de yatırımcıların uzun vadeli plan yapmasını zorlaştırıyor. O yüzden bu revizyonlar biraz daha dengeli yapılabilirse daha iyi olur.

‘NASIL OLSA YATIRIM ÇEKİYORUZ’ DENMEMELİ

Bugün dünyada her ne kadar ciddi bir ekonomik kriz de olsa, yatırım yapmaya uygun ülke sayısı çok az. O yüzden ülkemize gelme potansiyeli olan kaynak çok. Burada önemli olan yatırımcının gelirken teknoloji, verimlilik, knowhow ve etik iş yapma biçimlerini de yanında getirmesi. Önemli bir şey spekülatif yatırımları dikkate alarak ve de kısa dönem düşünülerek “demek ki iyi bir sistemim var, gelen geliyor” dememek lâzım. Türkiye’de çok büyük birikmiş sermaye yok, büyüyen ülkenin ilerideki yıllarda enerji ihtiyacının karşılanabilmesi için çok büyük yatırımlar gerekiyor dolayısıyla, konusunda yeterli yabancı şirketler için uygun yatırım ortamları gerekir. Kısmi teşvikler verilebilir ama önemli olan sağlıklı yatırım ortamının varlığı... Genelde şirketler bu tür büyük yatırımların bir kısmını öz kaynaklarıyla karşılarken ağırlıklı finans kısmını bankalardan karşılamaya çalışır. Tüm ilgili etkiler göz önüne alınarak projelerin mümkün olduğunca finans kuruluşlarınca kabul edilebilir olması da çok önemli.

MADENCİLİK BÜYÜYECEK

Koç Topluluğu’nun Türkiye enerji sektöründeki konumu nedir?

2000 senesinde Koç Grubu’nun en önemli enerji şirketi Aygaz idi. 2002'de Opet'in yüzde 50 hissesini alarak akaryakıt dağıtım işine girmiş olduk. 2006 yılında özelleştirme kapsamında Tüpraş’ın yüzde 51’ini satın aldık. 2011 başında elektrik üretim şirketimiz Entek’in yüzde 50’sini Amerikan AES şirketine satarak bu sektörde de bir ortaklık kurmuş olduk. Tüpraş bugün itibariyle İzmit, İzmir, Kırıkkale ve Batman rafinerilerinde toplam yıllık 28 milyon ton ham petrol işleme kapasitesine sahip. Türkiye benzin ihtiyacının yaklaşık yüzde 95’ini, motorin ihtiyacının ise yüzde 50’den fazlasını karşılıyor. İnşası devam eden ve 2014 sonunda devreye almayı planladığımız fuel oil dönüşüm projesi sonrasında Tüpraş'ın beyaz ürün üretimi önemli ölçüde artacak. Opet, yurt çapında 1300’ün üzerinde istasyonla akaryakıt dağıtım hizmeti veriyor. Yüzde 18.5 pazar payı ile ikinci en büyük şirket konumunda... Aygaz şirketimiz tüpgaz ve otogaz sektörlerinde piyasa lideri konumunda. Senelik 1.7 Milyon ton LPG’nin satış ve dağıtımını gerçekleştiriyor. AES Entek ortaklığımız 365 MW kapasitesinde doğalgaz ve hidroelektrik tesislerine sahip. Geliştirmekte olduğumuz 1000 MW’ın üzerinde kömür, hidroelektrik ve doğal gaz projeleri üzerine çalışıyoruz. Koç Enerji Grubu içerisinde bulunan diğer bir şirketimiz ise Demir Export... Madencilik sektöründe faaliyet gösteren Demir Export, demir cevheri, krom, bakır ve linyit kömür üretimi gerçekleştiriyor. Maden sektörü de odaklandığımız alanlardan birisi. Başlattığımız yeni yatırımlarla ileriki yıllarda faaliyetlerimizi daha da artıracağız.

Koç Grubu'nun ciro ve net kâr rakamları içinde enerjinin payı ne durumda?

Enerji, ciro ve kârlılık açısından da Koç Grubu’nda önemli bir paya sahip. 2012 yılı 9 aylık konsolide sonuçlara göre Enerji Grubu Koç Topluluğu'nda ciroda yüzde 63, faaliyet kârında yüzde 33, vergi öncesi kârda da yüzde 40 paya sahip... Hem Koç Holding, hem de Tüpraş ve Aygaz halka açık şirketler. Bu yüzden 2012 beklentileriyle ilgili bir şey söylemem doğru olmaz. Ancak 2012 sonuçlarına baktığımızda pahalılaşan ağır ham petrollerin rafinerilerin maliyetlerini artırması, doğal gaz fiyat artışları enerji maliyetlerini yükseltmesine rağmen Tüpraş’ta aldığımız sonuçlar, yatırımcı ve bizim için tatmin edici diyebilirim. Opet’te satışlardaki ve pazar payındaki büyüme kârlılığa da yansımıştır. Aygaz’da da kâr rakamlarının yine 2011 yılının üstünde olduğunu görüyoruz.

DOĞALGAZ VE ELEKTRİKTE HEDEF ÖNLERDE OLMAK

Koç Grubu uzun vadede, örneğin 5 yıl sonra pazarın hangi ayaklarında nasıl bir konumda olmayı hedefliyor? Enerji bizim en önemli işlerimizden birisi. Petrolde zaten lideriz. Bu pozisyonumuzu güçlendirmek istiyoruz. Doğal gaz ve elektrik sektörlerinde liberalleşme süreci tam istediğimiz yerde değil henüz. Her iki alan da önem verdiğimiz alanlar ve her ikisinde de önde gelen gruplardan birisi olmayı hedefliyoruz.

Grubunuz, elektriğin üretim, dağıtım ve ticaret ayaklarında nerede bulunuyor? Ne hedefliyor?

Şu anda 365 MW kapasitede faal doğal gaz ve hidroelektrik santralimiz; üzerinde çalıştığımız 1000 MW’a yakın ithal kömür, doğal gaz ve hidroelektrik santral projelerimiz var. Hedefimiz üretimde sektörün önde gelen oyuncularından birisi olmak. Az önce de belirttiğim gibi liberalleşme sürecinin daha hızlı gerçekleşmesi lâzım. Bir de ne yazık ki sektörde hâla çok spekülatif yaklaşımlar da var. Özelleştirmelerde gördüğümüz çok yüksek fiyatlar oluşuyor. Biz bunların da çok sağlıklı olmadığını düşünüyoruz.

Dağıtım da uzun vadede ilgimizi çekiyor. Özelleştirme ihalelerinde bazen gerekli incelemeleri yapmak için yeterli zaman verilmiyor. Diğer yandan özelleştirme projelerinde önce üretim veya paralel olarak üretim ve dağıtım varlıkları özelleştirilse daha sağlıklı olurdu diye düşünüyorum.

GAZ ARAMALI, ÜRETMELİ

Doğalgaz ithalatı ve pazarlaması konusundaki planlarınız?

Doğalgaz işini Aygaz şirketimiz bünyesinde takip ediyoruz. Burada oluşturduğumuz çok tecrübeli bir kadromuz var. Ne yazık ki doğalgaz ticaretinde liberalleşme süreci bir türlü gerçekleşemediğinden bu konuda bugüne kadar istediğimiz şekilde ilerleyemedik. Hem grup şirketlerimizin ihtiyacı için hem de Türkiye’nin ihtiyacının bir kısmını sağlamak için ithalat yapmak istiyoruz. Serbest tüketicilere ve diğer toptan satıcılara rahatlıkla ulaşabilecek organizasyon ve markamız var. Türkiye’nin doğal gaz sistemine yatırım yapabilecek firmaların ithalat yapmasının Türkiye’ye ek faydaları olacağına inanıyoruz.

Bu nedenle LNG gazlaştırma tesisleri de dahil tüm ithalat opsiyonlarını değerlendiriyoruz. Türk şirketlerinin özellikle Türkiye’ye gelebilecek ve Türkiye’den Avrupa’ya geçecek doğal gaz kaynaklarında arama ve üretim faaliyetlerine de girmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Charles Dallara:Fon akışında Türkiye ciddi pay alacak

Koç’un hedefi petrolden sonra doğalgaz ve elektrikte de liderlik

Koç Holding Enerji Grubu Başkanı Erol Memioğlu, enerjide liberalleşmenin bir an önce tamamlanması gerektiğini söyledi.

ÜRETİMİ HAZIRLIĞI

Petrol ürünlerinde rafinaj ve dağıtım ayaklarında varsınız. Peki, petrol (ve hatta doğalgaz) üretimi konusunda bir planınız var mı?

Enerji Grubu faaliyetlerimizin en önemlilerinin başında ham petrol ihtiyacımız geliyor. Ham petrol değer zinciri, genelde aramasından başlayıp, üretimi, rafinajı, depolaması, taşıması ve dağıtımı, yani ürün olarak tüketiciye ulaştırılmasına kadarki süreci içerir. Bizim eksik olan alanımız arama ve üretim. Bu konuda çalışmalarımız var. Risk boyutu nedeniyle aramadan ziyade üretime bakıyoruz. Özellikle lojistik açıdan avantajı ve verimliliği nedeniyle yakınımızdaki ülkeleri değerlendiriyoruz. Şunu da belirteyim, esasında petrolün nerede üretildiği o kadar önemli değil, çünkü değeri belli; önemli olan onun kaynağına sahip olabilmek. Doğal gaza, yani doğal gazın üretimine gelince... Burada petrole göre durum biraz daha farklı. Zira doğal gazı üretmeden önce tüketim noktasına ulaştıracak boru hattına ve alıcılarla yapılmış satış anlaşmalarına ihtiyaç vardır. Bunlar olmadan doğal gazı üretmeniz mümkün değil. Dolayısıyla hem lokasyon, hem de alıcı hususu gazda kritik faktörler. Bunları göz önünde bulundurduğumuzda, az önce de belirttiğim gibi, bizim tercihimiz ham petrol üretim projeleri...

Azeri petrol şirketi SOCAR'ın İzmir'de inşası süren rafinerisinin devreye girmesi Tüpraş'ı nasıl etkileyecek?

Halen 15 milyon ton civarındaki motorin tüketiminin yaklaşık 10 milyon tonu ithalatla karşılanıyor. Ekonomik büyüme ve motorin tüketim artışı dikkate alındığında, Star rafinerisinin devreye gireceği 2017 yılında tüketimin 3 milyon ton daha artarak 18 milyon tona ulaşması, yani toplam motorin açığının 13 milyon tona yükselmesi bekleniyor. Bu açığı ülkemizin üretim kapasitesiyle karşılayabilmek mümkün değil..

Dengelere baktığımızda, Tüpraş’ın mevcut motorin üretim kapasitesi yaklaşık 8 milyon ton. İzmit’te 2014 sonunda devreye alacağımız ve fuel oil’i motorine dönüştürecek yatırımla üreteceğimiz ilave motorin miktarı ise 2,9 milyon ton. Böylelikle Tüpraş, 2017 yılında, 18 milyon ton olan ülke talebinin ancak 11 milyon tonunu karşılıyor olacak. İzmir’de kurulacak rafineri ise petrokimya girdisi olarak kullanılacak naftanın yanında, piyasaya arz edilecek 6 milyon ton motorin üretecek. Sonuç olarak Türkiye 2017'den sonra da motorin ithal etmeye devam edecektir.

TÜPRAŞ’IN TAM 71 RAKİBİ VAR

Bildiğiniz gibi mevcut petrol kanununa göre akaryakıt ithalatı tamamen serbest. Dağıtıcı firmaların Tüpraş’tan akaryakıt alma zorunlulukları yok. Dolayısıyla biz temelde Akdeniz ve de tüm dünya rafinerileriyle rekabet ediyoruz. Bulunduğumuz emtia sektöründe rekabet yoğun olarak hissediliyor. ABD ve Hindistan gibi bölgelerden bile ülkemize ithal ürün girişi mümkün olabiliyor. Tüpraş’ın rekabet ettiği Akdeniz ve Karadeniz’de üretim yapan 71 rafineriye yeni bir rafineri ekleniyor diyebiliriz. Ayrıca Operasyonel verimlilik kapsamında başlattığı programlar ve 5,5 milyar dolarlık yatırım programının Tüpraş’ın rekabetçi gücünü artıracak olması Socar Rafinerisinin etkisini sınırlayacak bir diğer unsur olarak görülebilir. Dolayısıyla özetle kurulacak rafinerinin üretiminin, önemli bir kısmının ithalatla karşılanan motorin olması nedeniyle Tüpraş’ın sektördeki konumunu etkilemeyeceğini söyleyebiliriz. Sonuç olarak yeni rafinerinin ülkemize ve sektörümüze şimdiden hayırlı olmasını diliyorum.

NÜKLEER KAPISI İLERİDE ARALANABİLİR

Nükleerde Türk özel sektörü oyun dışı görünüyor?

Nükleer enerji, yapılacak yatırımın boyutu, vadesinin uzunluğu, üretilecek elektriğin satışının güvence altına alınması ve kamuoyu algısının yönetilmesi ve de uluslararası kuruluşlardan gerekli müsaadelerin alınabilmesi açılarından kesinlikle devletin işin içinde olmasını gerektiren bir alan. Bütün bu unsurların yanı sıra bu alandaki deneyim eksikliği de Türk özel sektörünün nükleer enerjiye ister istemez biraz çekingen yaklaşmasına neden oluyor. Yabancı yatırımcılar ise özellikle bu konuda deneyimleriyle ön plana çıkmış durumda. Buna karşın Türk özel sektörü sürecin tamamen dışında da kalmak istemeyecektir. Benzer şekilde yabancı yatırımcılar da süreç biraz daha şekillenip konu belli aşamalara geldikten sonra yanlarında Türk şirketlerini de görmek isteyeceklerdir. Dolayısıyla sorunuzun cevabı evet, bir kapı aralanabilir. Ama bu herhalde sürecin ve projelerin daha ileriki aşamalarında olacaktır.

Enerji güvenliği hem devletlerin hem şirketlerin önceliği

Şu anda dünya hâlâ 2008’de başlayan ekonomik krizin etkisinde. Özellikle Avrupa... Batılı enerji şirketleri çok büyük bir borç yükü altında. Genel eğilim yatırım yapıp büyümek yerine küçülüp borç azaltmak yönünde. Buna karşın Çinli ve Orta Doğulu firmaların büyüme konusunda daha aktif olduklarını görüyoruz. ABD’deki kaya gazıyla ilgili gelişmeler küresel enerji oyununda tüm taşları yerinden oynatmış gözüküyor. ABD enerjide dışa bağımlılıktan kurtulma yolunda hızla ilerliyor, bu da Rusya’nın pazarlık gücünün azalmasına yol açmış durumda. Bunun politik sahnede de etkilerini göreceğiz.

ABD bundan sonra Orta Doğu ile daha az ilgilenecektir. ABD dünyanın en büyük petrol ve gaz ithalatçısıyken artık gaz fazlası var. Petrol ithalatı da çok ciddi şekilde azalacak. Bu tüm dünyada gaz fiyatlarının düşmesine yol açarken petrol fiyatlarındaki artışı da yavaşlatıyor. 2008’den önce enerji konusu açıldı mı akla ilk gelen şey çevre, karbon emisyonları ve yenilenebilir enerjiydi. Ekonomik kriz bu konuyu da gündemde daha geri plana itti. Tüm gelişmiş ülkeler yenilenebilir enerjiye verdikleri teşvikleri kısmaya başladılar. Herkes için öncelik, borç azaltıp ekonomileri ayağa kaldırmak oldu. Tabii kaya gazının yaygınlaşması sonucu doğal gazın bollaşması ABD’de kömürün yerini doğal gazın almasına yol açtı. Bu da dünyada en yüksek karbon emisyonlarından birisine sahip olan ülkede emisyonların çok ciddi oranda düşmesini sağladı ve tüm dünyada emisyon ve çevre konusundaki baskıları azalttı.

Önemli değişiklik geçiren başka bir teknoloji de nükleer enerji. Hem teknolojideki gelişmeler sonucunda daha güvenli hale gelmesi, hem de karbon emisyonu olmaması nedeniyle bir aralar nükleer enerjinin yeniden doğuşundan bahsediliyordu. Japonya’daki Fukuşima faciasından sonra nükleer enerjiye de çok ciddi kısıtlamalar getirildi. Birçok ülke santrallerini kapatmaya başladı, bazıları da yatırımları durdurdu. Ayrıca, ekonomik kriz ve kaya gazı da karbon emisyonlarını gündemin geri planlarına itince nükleer enerji de en önemli argümanını kaybetmiş oldu.

Ancak dünyadaki tüm bu değişimlere karşın gündemde önemini koruyan bir konu arz güvenliği. Dünyanın her yerinde enerji arzını güvence altına almak hem şirketlerin, hem devletlerin önceliği olmaya devam ediyor. Bunun için kaynakları çeşitlendirme ve kaynaklar ve iletim kanalları üzerindeki kontrolü artırma yönündeki mücadele devam ederken bir yandan da yerli kaynakların kullanımının artırılması yönünde herkes çaba gösteriyor.

EROL MEMİOĞLU KİMDİR?

Orta Doğu Teknik Üniversitesi Petrol Mühendisliği mezunu olan Erol Memioğlu, Türk enerji sektörünü en iyi bilen birkaç isimden biri. 1979 yılında uzman olarak başladığı Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'nda (TPAO) sırasıyla başmühendis, üretim müdürü, yurt dışında arama çalışmaları yapan Turkish Petroleum Overseas Company Başkanı ve Yurt Dışı Projeler Grup Başkanı olarak çalıştı. 1999 yılında özel sektöre geçiş yaptı ve Koç Holding Enerji Grup Başkan Yardımcılığı görevini üstlendi. 2003 yılında Koç Holding Enerji Grubu’nun İcradan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi oldu. Memioğlu, Mayıs 2004’ten bu yana ise Koç Holding Enerji Grubu Başkanlığı görevini yürütüyor.

ELEKTRİK PİYASASI

Uğuray ALTAYLI / Borusan EnBW Enerji Satış Müdürü

Havalar ısındı, fiyatlar düştü

Önce haftalarla karşılaştırıldığında bu hafta elektrik piyasasında fiyatlarda düşüş gözlendi. Gün öncesi piyasasında haftalık fiyat ortalaması 166 TL/MWh’den 147 TL/MWh’a gerilerken, dengeleme piyasasında da fiyat ortalaması 177 TL/MWh’dan 122 TL/MWh’a düştü. Bu düşüşlerin en temel sebebi, mevsim normalleri üzerinde seyreden hava sıcaklıkları oldu. Ayrıca bu hafta rüzgar enerjisine bağlı elektrik üretiminin yüksek çıkması da, fiyatlarda düşüşe katkıda bulundu. Bu hafta başında, gün öncesi fiyatlar 143 TL/MWh seviyesindeydi. Dengesizlik fiyatı, pazar günkü fiyatı geçse de, önceki haftalarda oluşan fiyat seviyesini yakalayamadı ve 101 TL/MWh olarak belirlendi.

DOĞALGAZ PİYASASI

Ali Arif AKTÜRK / Naturgaz / Genel Müdür

Ürdün, Mısır gazını LNG ile ikame edecek

Türkiye’nin üçüncü LNG terminali tartışmaları ve mer’i mevzuattaki zorlukları aşmak için tartışmalar süredursun, Ürdün Enerji Bakanlığı FSRU LNG teknolojisi için çıktığı LNG projesi ihalesini mart ayında sonuçlandırmayı planlıyor. Aralık 2012’de 3.5 milyon ton/yıl için Excelerate Energy ve Golar LNG ile görüşmelere başlayan Ürdün, 2014 ortasında ithalata başlamayı öngörüyor. İlk aşamada 4.2 milyon m3/gün gazlaştırma (send-out) kapasitesiyle devreye girecek terminalin ileride 14.2 milyon m3/gün kapasiteye çıkacağı ifade ediliyor. Bilindiği üzere Ürdün, Türkiye’nin de 2000 yılında Mısır ile doğalgaz için masaya oturduğu proje kapsamında doğalgaz alımına başlamış ancak 18 aydır Mısır vermesi gereken günlük 7,2 milyon m3 gazı kesmiştir. Başladığı günden beri arz güvenliği sorgulanan Mısır gazını LNG ile ikame edecek olan Ürdün’ün Risha sahasında BP’nin imzaladığı Üretim Paylaşma Anlaşması 25 Temmuz 2012'de Ürdün parlamentosunda onaylanmıştı. Halen 273 milyon dolar para harcayan BP, Ürdün'e 5 yıllık bir arama, geliştirme ve üretim planı sunmuştu.

Kaynak: Dünya Gazetesi

www.ulasimonline.com

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Ulaştırma | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim