• BIST 89.764
  • Altın 145,514
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 2 °C

"Türkiye, denizcilikte kendini kanıtladı"

"Türkiye, denizcilikte kendini kanıtladı"
Türk denizciliğindeki gelişmelerle ilgili olarak DenizHaber’e özel açıklamalarda bulunan IMSO Başkanı Esteban Pacha, “Türk denizciliği dünya denizciliğinin parlayan yıldızı oldu” diyerek Türk denizciliğine övgüler yağdırdı.

"Türkiye, denizcilikte kendini kanıtladı"

Türk denizciliğindeki gelişmelerle ilgili olarak DenizHaber’e özel açıklamalarda bulunan Uluslararası Mobil Haberleşme Örgütü Başkanı Esteban Pacha, “Türk denizciliği dünya denizciliğinin parlayan yıldızı oldu” diyerek Türk denizciliğine övgüler yağdırdı.

2007 yılından bu yana Uluslararası Mobil Haberleşme Örgütü Başkanlığı’nı başarıyla yürüten ve 105’inci IMO Konsey Toplantısı’nda İspanya tarafından Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün Genel Sekreterliği’ne aday gösterilen Esteban Pacha DenizHaber Ajansı’na özel açıklamalarda bulundu.

IMO’nun Genel Sekreterlik koltuğu için uzman ve en tecrübeli aday olarak öne çıkan Esteban Pacha, Türk denizciliğinin bugünkü durumu hakkındaki düşüncelerini paylaşarak, Türkiye’nin kara listeden beyaz listeye yükseldiğini ve denizcilikte kendini kanıtladığını vurguladı. Birleşmiş Milletler tarafından uluslararası denizcilik kurallarını belirlemek üzere kurulan ve 169 ülkenin üye olduğu Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), 1948 yılından bu yana hizmet veriyor. Türkiye’nin de 1958 yılında üye olduğu IMO’nun Genel Sekreterlik seçimleri 4 senede bir yapılıyor.

Başkanlığını Esteban Pacha’nın yaptığı Uluslararası Mobil Haberleşme Örgütü (IMSO) ise merkezi Londra’da bulunan Birleşmiş Milletler Denizcilik Örgütü’nün ihtisas örgütü olarak görev yapıyor. Türkiye’nin de içinde bulunduğu 32 Konsey Üyesi bulunan IMSO’da, 94 ülke Genel Kurul Üyesi olarak yer alıyor. Dünya denizciliğinde yaşanan sıkıntılar ve Türk
denizciliğinin son zamanlarda gösterdiği yükseliş hakkında görüştüğümüz Kaptan Esteban Pacha Vicente, IMSO’nun Londra’daki merkezinde sorularımızı yanıtladı.

Sayın Pacha, bize eğitim ve profesyonel geçmişinizden bahseder misiniz?

Üniversite ve yüksek lisans eğitimim süresince Denizcilik Bilimi ve Deniz Taşımacılığı bölümlerinde mühendislikten denizcilik bilimine varan ve doktora eğitimimde Endüstri Mühendisliğini kapsayan geniş bir yelpazede eğitim aldım. Bu çalışmalar sonucunda uzman dergilerde makalelerimi yayınladım ve farklı üniversitelerde ders verdim. Profesyonel denizcilik kariyerime 1980 yılında başladım ve subay adayı, subay ve kaptan olarak genel kargo petrol tankeri, dökme yük gemisi, doğalgaz tankeri, yolcu gemisi ve uluslararası ticaret yapan yüksek hızlı gemiler gibi farklı tipteki ticari gemilerde çalıştım. Kariyerimi Deniz Güvenliği Müfettişi, Denizcilik Koordinasyonu Kurtarma Merkezi Başkanı ve Liman Başkanı olarak sürdürmeden önce denizcilik ve sigortacılık şirketlerinde farklı konumlarda görev alma fırsatı da buldum. 2000 yılında İspanya Hükümeti tarafından IMO Temsilcisi olarak seçildim ve IMSO Başkanı seçildiğim 2006 yılına kadar IMO Temsilciliği görevini sürdürdüm. Bu kapsamlı ve geniş yelpazeli tecrübelerin denizcilik sektörü ve uluslararası düzeyde şahsıma iyi bir anlayış ve bilgi birikimi sağladığını düşünüyorum.

Genel Direktör olarak IMSO’ya yaptığınız katkılar nelerdir?

Devletler arası bir organizasyon olan IMSO’daki Genel Direktörlük görevim süresince deniz emniyeti ve güvenliği hususunda, özellikle Küresel Deniz Tehlike ve Emniyet Sistemi (GMDSS) ve deniz emniyeti bilgi hizmetleri hususunda devletler ve yetkili makamlarıyla ve ayrıca Uluslararası Denizcilik Örgütü IMO tarafından LRIT sisteminin tüm dünyada etkin biçimde uygulanması konusunda atanan bir koordinatör olarak çalıştım. IMSO’yu yeni sorumluluklar almaya hazır hale getirmek için IMSO Konvansiyonu değişikliklerinin 2008 yılında hazırlanıp kabul edilmesi gerekti. Açıklayıcı amaçlar için 59 LRIT Veri Merkezi son iki yıl içinde LRIT sistemine entegre edildi ve şu an 9 merkez daha, SOLAS Anlaşması’nda imzası bulunan devletlere ve bu devletlere bağlı bölgelere, dünya SOLAS filosunun yüzde 95’ini kapsayan hizmetler sunarak dünyadaki toplam LRIT Veri Merkezi sayısını 68’e çıkarmak üzere test aşamasında bulunuyor. Bu dönemde IMSO üye ülke sayısını 87’den 94’e çıkardı, çalışan sayısı ve kaynaklar da iş yükünü ve yeni sorumlulukları karşılayabilmek amacıyla artırıldı. Bu durum, görev aldığım süre boyunca IMSO’da yapılan çalışmaların boyutunu gösteriyor. Tabii ki bu başarıya, üye devletlerin desteği, işbirliği ve IMSO Yönetimine entegre olan, tüm çabalarını bu projeye harcayan ve de kendilerini işe adamış, bu yüzden tebrik ve teşekkür ettiğim son derece yetenekli profesyoneller olmadan ulaşılamazdı. IMSO bunun yanısıra IMO Kurulu’nun, sistemi yeni sağlayıcılara açma kararını takiben GMDSS servislerinin yeni uydu operatörlerinin bu sisteme erişimini destekleyerek yayılmasında da oldukça aktif bir rol aldı. Bugün Inmarsat, GMDSS için tek mobil uydu haberleşme sağlayıcısı konumunda bulunuyor. Yeni şirketler, GMDSS sağlayıcısı olmak istediklerini bildirdiler, örneğin Thuraya IMO MSC’ye bir teklif sundu. Bu gelişme, SOLAS Konvansiyonundaki Radyokomunikasyon hükümlerinin önümüzdeki aylarda tekrar gözden geçirilmesi bağlamında önemli bir gelişme. IMSO ve ben bu sürece tamamen dahil olmaya devam edeceğiz. Son olarak, IMSO Başkanlığı görevi, IMSO’da gözlemci statüsü kazanan ve Organizasyon’la mutabakat anlaşması imzalayan diğer devletlerarası, devlete ait olmayan organizasyonlar, denizcilik ve gemicilik birlikleriyle beraber çalışma olanağı sağladı. Özetle, IMSO’nun yüksek verimli ve dinamik bir organizasyon haline geldiğini ve IMO ile ITU veya ICAO gibi diğer Birleşmiş Milletler kurumları ve IMSO arasındaki ilişkinin daha da güçlendiğini düşünüyorum.

IMO Genel Sekreterliğine aday olmanızın sebebi nedir?

Son 10 yıl içerisinde IMO’nun çalışmalarına farklı yollarla, örneğin genel standartların geliştirilmesinde, organların başkan yardımcısı ve başkanı olarak, IMO Üye Üye Ülkeler Denetleme Müfettişi olarak ve IMSO’dan IMO ile çalışarak katkı sağladım. Denizcilik cemiyetiyle uluslararası düzeyde, özellikle küresel deniz güvenliğinin ve emniyetinin, deniz çevresinin korunmasının ve deniz taşımacılığının kolaylaştırılmasının teşvik edilmesi konusunda ciddi çalışmalara imza attım. Devletler halihazırda kendilerine ve denizcilik cemiyetine hizmet etme fırsatını verdi ve bu yüzden çalışmalarımla, bağlılığım ve tutkuma aşinalar. İhtiyaç duyulan tecrübeyi, adanmışlığı, tam bağlılığı ve tutkumu yeni bir tarzda IMO’ya getirebileceğime inanıyorum.

Adaylığınız aynı zamanda “IMO’yu geleceğe taşıyacak bir denizci” olduğunuza da dikkat çekiyor

Evet. IMO, denizcilerin küresel ekonomiye ve insanların refahına yaptığı önemli katkıları takdir ederek 2010 yılını Denizci Yılı olarak başarılı bir şekilde kutladı. Denizcilerin aracı olduğu gıda ve eşya taşımacılığı olmasaydı insanların ne ticari eşya ne de enerji ihtiyaçlarının karşılanamayacağı gerçeği kabul edildi. Ayrıca, denizcilik sektörü uluslararası düzeydeki denizci ihtiyacının farkına vararak genç insanları denizciliğe özendirerek kariyer yapmalarını teşvik etti. Profesyonel kariyerimin önemli bir kısmını, mesleki kariyerime subay adayı olarak başlayıp subay, birinci zabit ve kaptan olarak devam ettiğim günden beri denizde geçirdim. Şüphesiz ki bu tecrübe, karadaki denizcilik sektöründeki başarılarıma büyük katkı sağladı. Denizcilere ve endüstriye, bir denizciyi IMO Genel Sekreteri olarak seçme mesajından daha güzel bir mesaj olabilir mi?

IMO için projeleriniz nelerdir?

Devletlerin geliştirmeye karar verdiği politikaları uygulamak ve icra etmek için IMO Sekreteryasını teşvik ederek tüm üyelerle yakın çalışma içinde yer almak istiyorum. IMO Genel Sekreteri seçilirsem rehber edineceğim bu genel prensibin yanı sıra Genel Sekreterlik seçimleri için verdiğim adaylık belgelerindeki beyanım da projemle alakalı temel fikirlerin özetini içeriyor:

“Tüm IMO kurallarının etkili uygulanması ve denizcilik endüstrisinin yeni teknolojilere ve e-çağa adaptasyonu, IMO’nun önümüzdeki yıllar için en yüksek çevre ve güvenlik standartlarını muhafaza ederek maksimum verimliliği sağlama çabası konusunda rehber olması gereken öncelikli meselelerdir. Kendini denizcilik sektörüne adamış yüksek kalifiyeli denizcilerin ve profesyonellerin rehberliği, bu hedefe ulaşmak için temel ihtiyaçtır.”

IMO tarafından geliştirilen tüm konvansiyonları, kuralları, önerileri vb verimli biçimde teşvik etmek için potansiyel mevcuttur. Tüm uygulamalar evrensel biçimde uygulanırsa denizcilik sektörü tüm sektörler içindeki en verimli, en güvenli ve en emniyetli sektör olacaktır. Bu noktaya ulaşmak amacıyla denizcilik standartlarının dünya çapında uygulanmasına olanak sağlamak için teknik işbirliğinin, doğrudan eğitimin ve saha uygulama programların önemine burada dikkat çekmeliyim.

IMSO’da edindiğim tecrübe, yeni teknolojinin imkanlarını sadece e-teknoloji alanında değil aynı zamanda mobil teknoloji (m-teknoloji) alanında da geniş bir bilgi birikimi sağladı. IMO bu sürece, örneğin e-Navigasyon konseptinde başladı. Denizcilik sektörü, günümüzde elverişli olan ve gelecekte elverişli olacak olan tüm teknik gelişmeleri ve avantajları kullanarak hızlı biçimde e-çağa uyum sağlamak zorundadır. Böylece daha verimli ve çevre dostu bir denizcilik sektörü oluşturulabilir. Bu yaklaşım gereğince çaba sarfetmem gerektiğini düşünüyorum.

Deniz Haber Ajansı hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Deniz Haber Ajansı‘nın Türk denizcilik sektöründen başlayıp uluslararası denizcilik sektörünü de kapsayan biçimde gelişen kaliteli ve uzman bir kuruluş olduğunu düşünüyorum. Uluslararası denizciliğe gösterdiğiniz ilgi aynı zamanda Türk denizcilik sektörüne dünyanın her yerinden taze bilgiler sunuyor, bu da daha iyi bir denizcilik için bilgi alışverişini mümkün kılıyor. Deniz Haber Ajansı’nın, örneğin taşımacılık, kargo vb konularda analiz ve bilgi sağlayarak etkinliklerini genişletme projelerinden de haberdarım ve bu projenin denizcilik sektörüne önemli veriler sağlayacağını düşünüyorum. Deniz Haber Ajansı’nın denizcilik konusunda hem ulusal hem de uluslararası düzeyde bilgi sağlamaya devam etmesini memnuniyetle karşılıyorum ve tüm Deniz Haber çalışanlarını göstermiş oldukları çabadan ötürü kutluyorum.

İspanya IMO Temsilcisi iken Türk-İspanya denizcilik ilişkilerine katkı sağladınız ve aynı zamanda eşleştirme projeleri yürüttünüz. Bu tecrübelerinizden ve Türk denizciliğinin bugünkü durumu hakkındaki düşüncelerinizden bahseder misiniz?

Türk Denizcilik İdaresi ile ilk iletişimim 2004 yılında İstanbul’da gerçekleştirilen IMPA (International Maritime Pilots Association) Kongresi’nde gerçekleşti ve Kongre’ye, IMPA’nın Fahri Başkanı olan İspanya Kralı’nın mesajını sunmaktan büyük onur duydum. Kongre’nin ardından 2004 ve 2005 yıllarında 2 yıl boyunca T.C. Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı ile proje kapsamında yakın çalışmalar yürüten İspanyol uzman grubunun başlangıç toplantısına ve farklı toplantılarına katılarak ve bu projeyi neticelendirmek için gereken hazırlık çalışmalarını yaparak Türk ve İspanyol Denizcilik İdaresi arasındaki Avrupa Eşleştirme Projelerinde yer alma ayrıcalığı edindim. Bu katılım, Türk Denizcilik Yetkilileri ve Türk denizcilik sektörü hakkında geniş bir bilgi ve anlayış sahibi olmamı sağladı.

2007 yılından beri İstanbul ve İzmir’de katıldığım Altın Çıpa Ödül Töreni sayesinde de daha sosyal bir düzeyde armatörler, liman yönetimleri, VTS ve SAR servisleri, tersaneler, gemi geri dönüşüm endüstrisi, denizcilik fakülteleri dahil olmak üzere Türk denizcilik sektörü ile yakın bir etkileşim içinde olma şansını yakaladım. Altın Çıpa Denizcilik Ödülleri Tertip Komitesi tarafından Türk-İspanyol denizcilik ilişkilerinin gelişmesine ve uluslararası denizciliğin ilerlemesine yaptığım katkıdan ötürü 2010 yılında Altın Çıpa Yaşam Boyu Başarı Ödülü ile onurlandırılmış olmaktan ötürü büyük onur duydum.

IMO İspanya Temsilciliği görevim süresince Türkiye’nin IMO Temsilcileri ve Delegeleri ile de yakından çalışma fırsatı buldum. Ayrıca IMSO’daki Genel Direktörlük görevim süresince Türkiye Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü tarafından idare edilen Türkiye Ulusal LRIT Veri Merkezi’nin uygulanmasında Türkiye ile çok yakın çalışma fırsatı buldum. Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ile 10 Mart 2009 tarihinde bir Servis Anlaşması imzaladım ve Türkiye Ulusal LRIT Veri Merkezi’nin entegre edilme yetkisi Türk Veri Merkezi gerekli gelişimsel test sonuçlarını tamamladıktan sonra 23 Eylül 2009 tarihinde verildi. Bu tecrübelerin tamamı Türk Denizcilik İdaresi’nin sağladığı VTS, Seyir Güvenliği, Bayrak Devleti ve Liman Devleti Kontrolü işlemleri gibi hizmetlerin büyük ölçüde gelişmesini ve Türk denizcilik sektörünün gelişimini gözlemleme imkanı verdi. Özellikle de, Türk ticaret gemisi filosunun Paris Memorandumu’nda son 5 yıl içerisinde kara listeden beyaz listeye yükselmesi, Türkiye’nin en kaliteli denizcilik hizmeti sağlamak için gösterdiği çabaları ispatlamaktadır. Bu süreçte Türk Hükümeti’nden ve Yönetiminden Türk denizcilik şirketlerine ve uzmanlarına kadar başta Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım olmak üzere bu başarıda emeği geçen herkesi tebrik ederim.

Haber: Recep Canpolat - İstanbul Haber Ajansı (ÖZEL)

www.UlasimOnline.Com

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Ulaştırma | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim