• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 12 °C

'Türkiye 'gaz'da altın fırsalatları yakalayabilir'

'Türkiye 'gaz'da altın fırsalatları yakalayabilir'
Uluslararası Enerji Ajansı Baş Ekonomisti Dr. Fatih Birol gazda dünyanın 'altın çağa', Türkiye'nin de 'altın fırsatlar'a doğru gittiğini açıkladı. Türkiye'nin bu fırsatı kullanması gerektiğini söyledi.

'Türkiye 'gaz'da altın fırsalatları yakalayabilir'

Uluslararası Enerji Ajansı Baş Ekonomisti Dr. Fatih Birol gazda dünyanın 'altın çağa', Türkiye'nin de 'altın fırsatlar'a doğru gittiğini açıkladı. Türkiye'nin bu fırsatı kullanması gerektiğini söyledi.

Uluslararası Enerji Ajansı Baş Ekonomisti Dr. Fatih Birol, dünyada gaz üretici ülkelerin artmasıyla, gaz üretiminde ''beklenmedik büyük artış'', fiyatlarda da ''yüzde 30-35'lik düşüş'' olacağını belirterek, ''Dünya gazın 'altın çağı'na doğru gidiyor ve bundan en fazla fayda görecek ülkeler gaz tüketicisi ülkeler olacak, bunların bir tanesi de Türkiye. Türkiye için altın doğal gaz çağında altın fırsatlar gelecek'' dedi.

Birol, ''Türkiye'nin, düşecek gaz fiyatlarından faydalanması için öncelikle şu andaki mevcut gaz anlaşmalarında giderek, sıvılaştırılmış doğal gaza daha fazla ağırlık vermesi lazım. İkincisi, Türkiye'nin enerji diplomasisi açısından bakması gereken 3 çok önemli ülke var; Irak, Irak ve Irak...'' diye konuştu.

Birol, Ekonomik İşbirliği Kalkınma Örgütü'nün (OECD) bünyesinde faaliyet gösteren Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) ''Gazın Altın Çağında Altın Kurallar'' başlıklı raporunun bu hafta içinde yayınlanmasının ardından, raporun tanıtımı ve çeşitli temaslarda bulunmak için geldiği Washington'da AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Dünya doğal gaz piyasalarında ''çok önemli, devrim'' niteliğinde değişim gördüklerini belirten Birol, bu devrim niteliğindeki değişimin hem ekonomik hem jeopolitik hem de çevre açısından etkilerinin olacağını ifade etti.

-''Kaya gazı, ABD'yi de ciddi gaz üreticisi haline getirdi''-

Ekonomik anlamda, şimdiye kadar doğal gaz üretimi deyince akla Rusya, İran ve Katar gelmesine rağmen, ''kaya gazı'' üretim teknolojisi sayesinde birdenbire ABD'nin de ciddi bir gaz üreticisi haline geldiğine işaret eden Birol, Çin ve Avustralya'nın da yakın zamanda ''ciddi gaz üreticisi'' olacağını dile getirdi.

Birol, böylece dünyadaki toplam gaz üretiminde beklenmedik büyük artış olacağına dikkati çekerek, ''Çok fazla üretim artışı olduğu zaman da gaz fiyatlarında aşağı doğru baskı olacak, gaz fiyatları daha ucuz olacak, dünyada çok daha fazla gaz kullanabilme imkanı artacak. Bu da şu andaki mevcut gaz piyasalarını domine eden ülkelerin gücünü biraz azaltacak. Bu da Türkiye gibi gaz tüketicisi ülkelerin lehine durum yaratacak, çünkü çok çeşitli üretici ülkeler olacak'' dedi.

'Rusya, Katar ve İran'ın pozisyonları biraz sarsılacak'

Birol, ''konvansiyonel olmayan gazın dünya enerji piyasaları açısından gelecekte sahip olacağı öneme'' dair soruyu şöyle yanıtladı:

''Birincisi, bu gaz çok fazla olacak, yani dünyadaki mevcut gaz potansiyelini neredeyse ikiye katlayacak. İkincisi, gaz fiyatlarında aşağı doğru baskı yapacak, gaz fiyatlarının düşmesine neden olacak. Üçüncüsü de jeopolitik olarak, Rusya, İran, Katar gibi şu anda geleneksel gaz ihracatçısı olan ülkelerin dominant pozisyonlarını birazcık sarsacak.

Ama önemli olan şu; dünya gazın altın çağına doğru gidiyor ve bundan en fazla fayda görecek ülkeler gaz tüketicisi ülkeler, bunların bir tanesi de Türkiye.''

Dünyadaki doğal gazın altın çağa girmesi halinde, önümüzdeki 20 yıl içerisinde şu andaki mevcut kapasitenin yüzde 50'nin üzerinde artacağını bildiren Birol, bunun gaz fiyatlarını ne kadar kıracağı sorusunu, ''Yüzde 30-35'lik bir fiyat düşmesini bekleyebiliriz, eğer böyle bir altın çağa girersek, ki bunun emarelerini görüyoruz zaten, şu anda mesela ABD'de gaz fiyatları 2-2,5 dolar civarında, Avrupa'da 12 dolar civarında, Asya'da 17 dolar civarında. Çünkü Amerikan ekonomisinin özellikle petrokimya endüstrisi ve imalat sektörü bu durumda rakiplerine göre son derece avantajlı'' şeklinde yanıtladı.

Birol, ''doğal gaz fiyatlarının ne zaman düşeceği'' şeklindeki soruya da, ''Eğer her şey yolunda giderse önümüzdeki 4-5 yıl içerisinde çok ciddi düşüşler görebiliriz'' cevabını verdi.

Gazın ''altın çağ''ından en fazla kömürün negatif etkileneceğini kaydeden Birol, ''Çünkü hem kömür hem doğal gaz, özellikle elektrik üretiminde kullanılıyor ve ikisi de birbirleriyle rekabet halindeler'' ifadesini kullandı.

Türkiye'ye iki tavsiye...

''Konvansiyonel olmayan gazlara dünyanın ilgisine'' ilişkin soru üzerine ise Birol, ABD'den sonra bu konuya en fazla ilgi duyan ülkelerin başında, bu konuda çok büyük yatırımlar yapan Çin'in geldiğini, Çin'i Avustralya ve Hindistan'ın izlediğini, Avrupa'da da Polonya'nın çok ciddi atılımlar yaptığını anlattı.

Birol, Türkiye'nin ise bundan iki türlü faydalandığını belirterek, ''Birincisi Türkiye'de de belli yataklar var, ama Türkiye'deki yataklar Türkiye'nin geleceğini değiştirecek kadar büyük yataklar değil.

İkincisi ama daha önemlisi, Türkiye için önemli olan, dünyada doğal gaz böyle bir altın çağa girerse, doğal gaz fiyatlarının düşecek olması ve dünyadaki doğal gaz piyasalarını domine eden ülkelerin gücünün azalması nedeniyle Türkiye'nin yararına bir gelişme olacak'' diye konuştu.

Birol, Türkiye için altın doğal gaz çağında altın fırsatlar geleceğini vurgulayarak, şu tavsiyelerde bulundu:

''Türkiye'nin bunu kullanması lazım. Türkiye için önemli olan şu; Türkiye'nin öncelikle, düşecek olan gaz fiyatlarından faydalanması için şu andaki mevcut gaz anlaşmalarında giderek sıvılaştırılmış doğal gaza daha fazla ağırlık vermesi lazım. Şu anda gazın çok büyük çoğunluğunu boru hatlarıyla alıyor.

Giderek sıvılaştırılmış doğal gaz piyasasında ciddi bir hareketlenme olacak ve fiyatlar da düşeceği için bu hem Türkiye ekonomisine yararlı olacak hem de enerji arz güvenliği açısından sepette daha fazla yumurta olacak, bu birincisi.

İkincisi de, Türkiye'nin genelde enerjisine bakarsak, bence Türkiye'nin önünde enerji diplomasisi açısından çok önemli oynaması gereken kartlar var. Bir tanesi gazsa, diğeri de ülkelere baktığımız zaman Irak. Irak'ın Türkiye için çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Hatta Türkiye için, önümüzdeki yıllarda enerji diplomasisi açısından bakması gereken 3 tane çok önemli ülke varsa, üçünün de Irak, Irak ve Irak olduğunu düşünüyorum. Bu son derece önemli, hem doğal gaz hem petrol hem onların üretimine katkıda bulunmak ve söz sahibi olmak, hem de onun pazarlara ulaştırılması açısından.''

Birol, Türkiye'nin şu anki sıvılaştırılmış doğal gaz depolama kapasitesinin gelecek şartların en fazla dörtte birine tekabül ettiğini, bu nedenle bu kapasitenin 4 katı artırılması gerektiğini de kaydetti.

''Dünyada gazın ''altın çağı''na ''altın kurallar''

Ancak birçok ülkede ''kaya gazı'' üretilirken ciddi çevresel ve sosyal sorunlar yaşandığını da hatırlatan Birol, gaz üretimi yapılırken sorunların çözülebilmesi için yapılması gerekenleri içeren bir rapor yazdıklarını belirterek, ''Buna altın kurallar diyoruz ve bu kurallara uyulursa, gaz, çevre kurallarına uygun, çevreye zarar vermeden üretilebilecek ve böylece de herkes için güzel bir çözüm olacak'' diye konuştu.

Birol, bu kurallara ilişkin de şunları söyledi:

''En önemlisi şu; bu gazı çıkartırken belli kimyasal maddeler kullanılıyor, fakat bu kimyasal maddelerin ne olduğunu birçok şirket açıklamıyor. Bu kimyasal maddeler rahatlıkla içme suyuna karışabilir.

Şirketler, 'bunlar zararlı şeyler değil, evde kullanılan deterjandan farklı değil' diyorlar, ama biz şunu diyoruz; 'tam bir şeffaflık, yani tamamiyle bütün hangi kimyasal maddeleri kullanıyorlar, ne kadar kullanıyorlar, bunu etkileri nelerdir, bunlar açık ve şeffaf şekilde açıklansın'.

İkinci altın kuralı ise şu; bunlar üretilirken eğer kuyuların etrafına yeteri kadar çimentodan kılıf yapılmazsa, dışarı doğru sızıntı olabiliyor ve sızıntının önlenmesi için belli kalınlıklarda çimento kullanılması lazım. Hangi çimento kullanılması konusunda kurallar getiriyoruz.

Buna benzer, yani çevreye olan etkilerini minimize eden kurallar getiriyoruz ve bazı ülkelerde hiçbir kural yok. Herkes istediği gibi yapabiliyor, bunlar kurallar çerçevesinde olsun istiyoruz.''

Raporun dünyada ciddi yankı bulduğunu söyleyen Birol, ''Çünkü bir boşluk var. ABD'de bazı konularda Çevre Koruma Ajansı (EPA) sorumluluk üstlenebiliyor ama genelde 'bundan kim sorumlu olacak?' konusunda boşluk var. Bu raporla bu boşluğu doldurmaya çalışıyoruz'' diye konuştu.

www.UlasimOnline.Com

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Ulaştırma | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim