• BIST 107.281
  • Altın 143,271
  • Dolar 3,5628
  • Euro 4,1515
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 29 °C

Türkiye'yi bekleyen "Su" tehlikesi!

Türkiye'yi bekleyen "Su" tehlikesi!
Dünyadaki temiz su varlığı iklim değişikliği nedeniyle her geçen gün daha büyük bir tehlike altında. Bunun sonucunda en çok "susayacak" ülkeler arasında Türkiye de var.

Dünyadaki temiz su varlığı iklim değişikliği nedeniyle her geçen gün daha büyük bir tehlike altında. Bunun sonucunda en çok "susayacak" ülkeler arasında Türkiye de var.

Temiz su kaynaklarında yaşanan azalmayla birlikte dünyada hayatı boyunca temiz su kaynaklarına erişim imkanı olmayan milyonlarca insana yakında Türkiye'de yaşayanlar da katılabilir. 22 Mart Birleşmiş Milletler Dünya Su Günü dolayısıyla yayınlanan veriler Türkiye'yi bekleyen büyük tehlikeyi gözler önüne serdi.

SU VARLIKLARI TEHDİT ALTINDA

Su varlığımız her geçen gün iklim değişikliği ve insan faaliyetleri nedeniyle tehdit altında. Su varlığı ve dolayısıyla ekosistem üzerinde en büyük baskıyı: İklim değişikliği, endüstriyel atıklar, kentleşme, maden, gaz ve petrol arama faaliyetleri, suyun boşa harcanması oluşturuyor, hatta iklim değişikliğine neden olan kömürlü termik santrallerin bacasından yayılan cıva bile suyumuzu kirletiyor.

BM Çevre Programı'na göre dünyadaki tatlı su varlığımızın yaklaşık 24 milyon km3'ü yani yüzde 70'i buz veya kalıcı kar tabakası şeklinde dağlık alanlarda, Antarktika ve Kuzey Kutup Bölgesi'nde yer alıyor. Bu hassas su kütlelerinin korunması geleceğimiz açısından son derece önemli.

ÖZESMİ: SU ÜZERİNDE BİZİM KADAR, DİĞER CANLILARIN DA HAKKI VAR

Greenpeace Akdeniz Genel Direktörü Dr. Uygar Özesmi, Birleşmiş Milletler Dünya Su Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, "Gezegenimizin üçte ikisini kaplayan ve vücudumuzun yüzde 70'ini oluşturan su bir kaynak değil, bir varlıktır. Biz Sudan bir canlıyız, hem de akan bir su içinde yaşıyoruz. Bizler sonsuz su döngüsünün bir parçasıyız. Su üzerinde bizim kadar, diğer canlıların da hakkı var. Oysa biz doğadan suyu çalarak ve kirleterek, çocuklarımızın geleceğini çalıyoruz. Bugün petrol ve kömür için

kazıyoruz, deliyoruz, çıkarıyoruz ve sonra yakıyoruz. Yanan kömür ve petrol, iklim değişikliğine ve sonucunda da kuraklığa ve afetlere neden oluyor. Kuraklık olunca da başka havzaların suyunu kentler için borularla çekip çalıyoruz, verimli tarım arazilerini çöle çeviriyoruz. Oysa su, besinlerimiz ve hayat döngüsü için vazgeçilmez. Suyu çılgınca tüketmek yerine, suyu daha evde arıtarak tekrar ve tasarruf yaparak kullanmalı, endüstri ve tarımda da az ama verimli kullanmalı, arıtarak tekrar tekrar geri

dönüştürmeli. Teknolojiyi daha fazla su tüketmek üzere değil, suyu az kullanma teknolojilerini geliştirmek üzere kurgulamalıyız. Etkili bir su yönetimi, ekonominin ve toplumun, iklim değişikliğinin yarattığı kuraklık ve afet koşullarına uyum sağlamasında en önemli adım olacaktır" dedi.

GEZEGENİN TATLI SU KAYNAKLARI TÜKENİYOR

Geçtiğimiz günlerde de Marsilya'daki Dünya Alternatif Su Forumu'nda su aktivistleri tüm canlıların suya erişim hakkını korumak amacıyla bir araya geldiler. Forum'un hemen öncesinde unesco tarafından yeni açıklanan 700 sayfalık raporda dünya genelindeki temiz su sıkıntısına dikkat çekildi. Araştırmacılar, iklim değişikliğinin 2030 yılına kadar, Asya ve Afrika'nın güneyindeki gıda üretimini vuracağına dair uyardı.

CIVA DA SU KAYNAKLARINI KİRLETİYOR

Doğal Hayatı Koruma Vakfı'nın (wwf) Dünya Bankası için yayınladığı su raporunda da iklim değişikliğinin en gözle görülür etkisinin gezegenin tatlı su kaynakları üzerindeki dramatik değişimi olduğu belirtildi. Burada iklim değişikliğine ve su rejiminin değişmesine neden olan kömürlü termik santrallerden çıkan, suyu ve besin ağını kirleten cıvaya da dikkat çekildi. Cıvanın su kaynaklarını kirlettiği, balıklarda biriktiği ve yiyen insanlarda sağlık sorunlarına neden olduğu hatırlatıldı.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ TÜRKİYE'Yİ DE OLUMSUZ ETKİLEYECEK

Türkiye bulunduğu coğrafya itibariyle, iklim değişikliğinden en olumsuz etkilenecek ülkelerden biri olarak gösteriliyor. Türkiye'nin su kaynaklarının azalacağı, afet olaylarının artacağı, tarımsal üretimde ve gıda güvenliğinde azalma olacağı, ekosistemlerde bozulma olacağı öngörülüyor. İklim değişikliğinden olumsuz olarak etkilenecek olan Türkiye'de, iklim değişikliğinin su kaynakları, tarım ve gıda güvenliği, ekosistemler üzerine etkilerinin belirlenmesi konusunda bilimsel çalışmaların yapılması ve bu

çalışmaların çıktıları esas alınarak politikalar geliştirilmesi gerekiyor. Bu konuda atması gereken en önemli adım enerji geleceğini fosil yakıtlar yerine yenilenebilir enerji üzerine kurmak, ve enerji ve su verimliliği konusunda çalışarak arzı değil talebi yöneten politikalar oluşturmak.

KORKUTAN VERİLER

UNESCO'ya göre, gelişmekte olan ülkelerin, kentsel nüfusunun yüzde 27'sinin evinde şebeke suyu yok.

- Birleşmiş Milletler Çevre Programı'nın (UNEP) verilerine göre ise, yeryüzündeki toplam su hacmi 1.4 milyar km3'tür. Bunun yüzde 2.5 kadarı yani 35 milyon km3'ü tatlı su kaynağıdır.

Dünya Su Değerlendirme Programı'nın (WWAP) verilerine göre, gelişmiş ülkelerde, endüstriyel atıkların yüzde 70'i arıtılmadan kullanılabilir su kaynaklarına akıtılmaktadır.

- WWAP ayrıca, 2020 yılına kadar, yağmura bağımlı tarım verimliliğinin yüzde 50 düşeceğini öngörüyor.

- Dünya Tarım Örgütü (FAO) ise, iklim değişikliğine bağlı olarak, Asya'da yapılan tarıma büyük miktarda su sağlayan Himalayalar'daki kar ve buz oranının 2030'a kadar yüzde 20 azalacağını tahmin ediyor.

www.UlasimOnline.Com

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Ulaştırma | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim