• BIST 97.583
  • Altın 145,649
  • Dolar 3,5726
  • Euro 3,9955
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 15 °C

TÜYAP'ta 18 Kasım'da "Şuan"ı yakalayın

TÜYAP'ta 18 Kasım'da "Şuan"ı yakalayın
Şuanı yakalamak, içinizdeki beni çıkarmak isteyenler için, her doğan güne sıkı sıkı sarılıp yaşamak için, her fırsatı değerlendirmek için Nükhet Kalmuk’un “Şu An Hayatın Değişiyor Deseler" kitabını mutlaka okuyun...

 

Şuanı yakalamak,  içinizdeki beni çıkarmak isteyenler için,  kendinizin kıymetini bilmek için, her doğan güne sıkı sıkı sarılıp yaşamak için, her fırsatı değerlendirmek için Nükhet Kalmuk’un “Şu An Hayatın Değişiyor Deseler" adlı kitabı mutlaka okunması gereken kitaplar arasında.

Kitapta kısaca bu mavi gezegenimizde insan olarak varolmamız, çeşitli ve çok renkli, somut örneklerle sorgulanıyor. Mutluluklarımız, tatminsizliklerimiz, başarı veya başarısızlıklarımız, sağlıklı-sağlıksız oluşumuz ve toz konduramadığımız o büyük egolarımız. Herşeyin temeli insanın varolması ile başlıyor, daha sonra bu temel üzerine sosyal, tarihi ve politik felsefeler oluşuyor.

"Şu An Hayatın Değişiyor Deseler"  adlı kitabın yazarı Nükhet Kalmuk 18 Kasım Pazar günü TÜYAP Kitap Fuarı’nda  saat 15:00 ile 16:30 3. Salonda okuyucularıyla imza gününde buluşacak.

Nükhet Kalmuk’un kaleme aldığı “ Şu An Hayatın Değişiyor Deseler" adlı kitapı adeta bir başucu kitabı niteliğinde.  Kitapta kısaca bu mavi gezegenimizde insan olarak varolmamız, çeşitli ve çok renkli, somut örneklerle sorgulanıyor. Mutluluklarımız, tatminsizliklerimiz, başarı veya başarısızlıklarımız, sağlıklı-sağlıksız oluşumuz ve toz konduramadığımız o büyük egolarımız. Herşeyin temeli insanın varolması ile başlıyor, daha sonra bu temel üzerine sosyal, tarihi ve politik felsefeler oluşuyor.
Kitaptaki kurgu inanılmaz farklı ve üslup gerçekten çok akıcı. Özellikle psikolojik ve bazı sosyal yapılar hakkındaki tespitler ve  gözlemler  dile dökme tarzınız traji-komik. İlk bölümde bir çok konu hakkında tekrar düşünmemi sağlayan, ikinci bölümde ise traji-komik olayları çok eğlenerek/ gülerek okutan kitabın birazda yazarını tanıyalım…

Eğitiminiz Nedir?

İlk üniversitem Hacettepe Üniversitesi/Edebiyat Fakültesi/Alman Filolojisi ve aynı anda yine Hacettepe Üniversitesi /Eğitim Fakültesi; Felsefe, sosyoloji, psikoloji ve pedagoji dersleri de aldım.  Yani temelim  edebiyat, alman filoloğuyum ve eğitim temelliyim. Daha sonraları iş hayatındaki gereksinimden dolayı Marmara & Maine University / MBA yaptım.

Ancak ben bu dönemler şirketteki personel departmanları yavaş yavaş İnsan Kaynaklarına dönüşmeye başladığı için, gelişmelerin arkasından koşturup yakalamaya çalışmaktan ziyade,  dünyadaki trend nereye gidiyor diye vaktinden önce görüp, tüm gelişmelerin önünde olabilmek amaçlı , Boğaziçi Üniversitesi / HR (İnsan kaynakları) programını da bitirdim.
“Şu an”da uyanık mısınız, yoksa düş mü görüyorsunuz?” gibi bir soruyu sorsam birçoğumuzun cevabı elbette ki uyanığım olurdu. Kitabı okuduktan sonra kendimize verdiğimiz bu cevabı tekrar gözden geçirmemiz gerektiği konusunda hemfikir olacağımızı düşünüyorum.

Okuyucu niçin bu kitabı okumalı ?

Bir çok neden var okumanız için, bunlardan birkaç tanesini sıralayayım:
- ‘BEN’dediğiniz asıl kendi öz ve sınırsız varlığınızı biraz daha tanıyabilmek için, ve kendinizdeki sonsuz hazineyi fark edip bu dünyada cennetinizi yaşamaya başlamanız için.

- Çeşitli “Bakış Açılarından”, kurtulup biraz daha evrensel bakabilmek için. Yani BAKIŞ AÇISI olmadan , evrensel bakabilmek için.”Bakış Açısı” , sınırlıdır, çünkü belli bir açıyı temsil eder,  belli bir toplumu, grubu veya kendi duygularınızı/korkularınızı/ beklentilerinizi/ hayallerinizi temsil eder, bunlar ile dünyaya bakmak, bunların süzgecinden geçen herhangi bir düşünce ne kadar gerçeği yansıtabilir ki?

-  Sonsuz ve sınırsız olan bilinçteki, mevcudiyetinizi idrak ederek, bilinçli bir şekilde varlığınızı istediğiniz gibi yönlendirmeniz için

- Maslow’un piramidindeki katmanlar arasında dolaşmayıp, tüm bu katmanların ötesinde sonsuz bir var olma biçimi olduğunu vaktinden önce idrak edip, kendimizi bu piramidin sınırlılığı içinde haps etmememiz ve her şeyi bunlardan ibaret görmemeniz için.

- İnsanların kendi dünyalarındaki çeşitli hurafelerden arınmaları için
- Uyurgezer gibi yaşamayıp, uyanmaları  veya içinde bulundukları hipnozdan çıkmaları için

- Kitabın 2.bölümünde de çeşitli traji – komik psikolijik tespitler ile  hem biraz gülümseyip, eğlenip,  biraz da kendimizi tekrar gözden geçirmemiz için

Sizi bu kitabı yazmaya iten nedenler nelerdir?

Alman Filololjisi okurken, o yıllarda  hocalarımın bir çoğu mutlaka yazmam gerektiğini söylüyorlardı. O zamanlar almanca düşünerek direkt almanca yazdığım bir çok yazılarım, notlarım vardı . İş hayatına girdikten sonra ise değerli gazeteci, yazar ve akademisyenimiz  Prof. Dr. Mehmet Altan da , akademisyen olmam ve yazmam gerektiği konusunda hocalarımla hemfikirdi.  Bir çok nedenden ötürü bu mümkün olmadı, taaki büyük bir rahatsızlık geçirene kadar. O rahatsızlığımdan sonra bende bazı uyku problemleri oluştu ve gece uyuyamayınca bol bol yazmak için vakit bulabildim.

Kitapta yazılanlar  gerçek mi? 

Evet bu kitapta yazdığım herşey gerçek, hepsini yaşadım. Bu Kitapta dediğinize göre başka kitap daha yazacağınızı mı anlamalıyım?    İkincisini yazmaya başladım. Ancak bazı konularda araştırma yapmak oldukça vakit alıyor. Aynı anda da uluslararası bir firmada çalıştığım için bu yoğunluğun içinde fırsat buldukça yazmaya devam ediyorum.

Oldukça renkli bir kişiliğiniz var, mesela bir zamanlar Taekwondo da Milli takımdaymışsınız , başka bu tür uğraşılarınız var mı?

Evet 10 yaşımda Judo ve Jiu Jitsu ile başladım. Daha sonra Taekwondo ile devam ettim ve  siyah kuşak olduktan  sonra o dönemler Milli takımdaydım. Buz patenini ve yüzmeyi çok seviyorum. Modern ve klasik danslarda Hacettepe Universitesi adına bir çok yerde televizyon programlarında gösteriye çıkmıştık özellikle Akrobatik Rockn –Roll da çok iyidim. 2005 yılından sonra baktım ki bunlar hep batı kültürü ve dansları  biraz farklılık olsun diye doğu danslarına yöneldim ve 4 yıl boyunca Mısır Oryantelini bire bir Nesrin Topkapı ile çalışıp özel ders aldım. Ancak rahatsızlığımdan sonra şimdilik ancak yavaş ve sakin yürüyüşler yapabiliyorum

Nasıl bir  rahatsızlık geçirdiğinizi sormamda bir mahsur var mı?

Hayır tabii ki yok. 2010 yılında Pankreas iltihabı geçirdim ve 6 ay süreyle, sürekli hastanede yaşadım. Bunun 3 ayı yoğun bakımda uyutularak geçti. Hastaneye girmeden önce ortalık günlük güneşlik yaz ayı idi, gözlerimi açtığımda ise 90 gün geçti dışarısı kış dediler. Ve yaşam destek ünitesine bağlı olarak 3 ay bitkisel hayatta  bedenim artık out of life / iptal durumda olduğu için aletlerle bedenimin görevleri yerine getirilmeye çalışıldı. Kalp kendi kendine atmıyor, dolayısıyla kendi kendime nefes alamıyorum, dolaşım sistemim çalışmıyor vs. Bunların hepsi yaşam destek ünitesi denilen aletlerle , bir nevi taşıma su ile değirmen döndürülmeye çalışıldı. Geri kalan 3 ay ise yarı yarıya bilinç açık olarak hastanede kaldım. Taburcu edildikten sonra ise 3 sefer daha hastaneye yatıp ameliyat oldum, şimdiye kadar toplam 22 ameliyat geçirdim.

Pankreas çok bilinen,göz önünde olan bir organ değil demek ki  bu kadar yaşamsal risk teşkil edebiliyormuş. Yoğun bakımda bu kadar uzun süre uyutulmak  ve nerdeyse sürekli yarım yıl hastanede yaşayıp , sonraki aylarda 3 sefer daha hastaneye yatmak ve bundan kurtulabilmek gerçekten inanılmaz.

Bu kadar fazla uyutulmak ve ağır narkoz ve diğer uyutucu ilaçlar sizde bir değişim yarattı mı?

Evet haklısınız , kalp,beyin bunlar daha popüler organlar ve genelde herkes tarafından biliniyor. Pankreas ise ancak Steve Jobs’un ölümüyle biraz popülerite kazandı. Çok ufak bir organ ve ikametgahı da  midenin hemen arkasında. Pankreas bezindeki tahribat bir takım dramatik süreci tetikliyor solunum, boşaltım, dolaşım dengeleri vücudun tüm dengesi altüst oluyor  ve bundan kurtulma şansınız çok düşük.

Değişim konusuna gelince , ilk aklıma gelen arkadaşlarımla veya çevremle sohbet ederken, her konuşmamda , : “…geçenlerde şu lokantada yemek yemiştik, …geçenlerde bu semtte şu mağaza vardı şimdi nerde..?” gibi “Geçenlerde “ diye kullandığım her kelime, benim için birkaç gün öncesini ifade ediyor. Halbuki arkadaşlarım da her seferinde ; Nükhet o 2 yıl önceydi diye bana hatırlatmak zorunda kalıyorlar. Yani 2 yıl beynimde kayıp, yok. O yüzden artık olabildiğince “geçenler de “ kelimesini kullanmamaya çalışıyorum. Mesela bu yaz dayım ve başka yakın bir akrabamı görmek için babama dayımı görmek istediğimi söylediğimde, vefat etmiş olmalarını öğrenmem beni çok üzmüş bir o kadar da şaşırtmıştı, halbuki benim beynimde daha geçenlerde onlarla görüşmüştüm.

Artık yaşadığının farkına varmayan, nefes alabilmenin önemini unutmuş olanlara ne önerirsiniz?
Kitabımı öneririm…

suan_550.jpg

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Ulaştırma | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim