• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 11 °C

Yatırımcı Türkiye'de 2040'ı satın alıyor

Yatırımcı Türkiye'de 2040'ı satın alıyor
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, krizin ikinci safhasına geçildiğini belirtti. Artık devletlere yatırım için güven döneminin başladığını ifade eden Babacan, '2040 vadeli bonolar yok satıyor' dedi.

Yatırımcı Türkiye'de 2040'ı satın alıyor

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, krizin ikinci safhasına geçildiğini belirtti. Artık devletlere yatırım için güven döneminin başladığını ifade eden Babacan, '2040 vadeli bonolar yok satıyor' dedi.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, krizin ikinci safhasına geçildiğini belirterek, krizin birinci safhasını daha çok finans krizi ve bu krizi önlemek için devletlerin aldığı tedbirlerin oluşturduğunu, krizin ikinci safhasında ise devletlerin kredibilitesinin sorgulanmaya başlandığını söyledi.

Babacan, Bloomberg HT'de katıldığı programda, ABD'nin bir bakıma finansal krizin doğduğu ülke olduğunu ifade ederek, ABD'nin en önemli eksiğinin finans piyasasıyla, finans kuruluşlarıyla alakalı denetim ve gözetimde, yapılması gerekenleri zamanında yapmaması olduğunu kaydetti.

''En önemli eksikliği orada görüyoruz'' diyen Babacan, ABD'de bankacılık sisteminde hiç bir zaman dış göz olmadığını, ABD'nin son krize kadar buna izin vermediğini anlattı.

Babacan, krizin ''denetim ve gözetimi her ülke kendi içinde yapsın ama bir de ülkeler bağımsız ve detaylı bir şekilde değerlendirilsin ve açıklansın. En azından uyarıcı raporlar yazılsını'' ortaya çıkarttığını kaydetti.

''PROBLEMLER HALININ ALTINA SÜPÜRÜLDÜ''

Babacan, ABD'de yaşananın kısa süren bir mutluluk oyunu olduğuna dikkat çekerek, problemlerin halının altına süpürüldüğünü, risklerin büyüdüğünü, dengesizliklerin oluştuğunu, birçok göstergenin sürekli daha farklı noktalara gittiğini ve sonunda mutluluk oyununun bittiğini, büyük bir krizle karşı karşıya kalındığını söyledi.

Şimdi krizin ikinci safhasına geçildiğini belirten Babacan, şöyle konuştu:

''Krizin birinci safhasını daha çok finans krizi olduğunu ve bu krizi önlemek için devletlerin aldığı tedbirler olarak görüyorum.

Fakat krizin ikinci safhasında devletlerin kredibilitesi sorgulanmaya başladı. 'Devletler kamu borçlarını ödeyebilecek mi ödeyemeyecek mi' sorusu daha sık sorulmaya başlandı.

Bugün ABD'nin borç stoku çok hızlı artıyor. Onun üzerinde bir bütçe açığı var bu açık her sene borcun üzerine ekleniyor. Şu ana kadar açıklanan programlarda bu borcu nasıl kontrol altında tutarız diye hiçbir yaklaşım yok.''

ALTINDA REKOR

Babacan, altının birkaç gündür rekor kırdığını hatırlatarak, dünyada sağlam para birimi kalmayınca piyasaların eskiden beri çok klasik olan ve sağlam yatırım aracı olarak kabul edilen altına yöneldiğini söyledi. Babacan, ''Zaten piyasaların altına yöneldiği dönemlerde risklerin çok olduğunu görüyoruz'' dedi.

''ABD İYİ BİR SINAV VERMİYOR''

Bugüne kadar krizin ikinci safhasında da ABD'nin iyi bir sınav vermediğini kaydeden Bababcan, ABD'de bankacılıkta son atılan adımlar doğru ama gecikmiş adımlar olduğunu bildirdi.

Yeterince büyük adımlar olmadığının ve korkak, ürkek, geç atılmış adımlar olduğunun altını çizen Babacan, şöyle devam etti:

''Şu anda uygulamalarda kaygılı olduğum konu kamu maliyesi ile alakalı. Sadece ABD'de değil, gelişmiş ülkelerde şu anda kamu borcu görülmemiş şekilde yükselmiş durumda.

Ancak bir dünya savaşı çıktığında dünya savaşında yükselebilecek düzeyde yükselmiş. Dolayısıyla krizin ikinci safhasında bankaların arkasında devletler var, devletlerin batması durumunda devletlerin arkalarında kimin duracağının cevabı yok.''

YUNANİSTAN

Yunanistan örneğinde IMF ile AB'nin biraraya gelerek kısa süreli paket oluşturduğunu hatırlatan Babacan, 150 milyar yardım paketine rağmen, CDS (kredi temerrüt takası) risklerinin hala devam ettiğini söyledi.

Babacan, Türkiye'nin Mayıs ayında henüz IMF ve AB ile anlaşma olmadan ilk teklifi götürdüklerini, Yunanistan'a neler yapılması gerektiğini, Türkiye'nin tecrübelerinden yararlanarak anlattıklarını kaydederek, daha sonra programın yapıldığını, açıklandığını, uygulanmaya başlandığını söyledi.

Programın çok önemli yapısal reform ayakları bulunduğunu belirten Babacan, ''Bunların nasıl yapılacağı konusunda, beraber çalışma konusunda mutabık kaldık.

Geçen ay Yunanistan Maliye Bakanı bana mektup yazarak resmen beraber çalışalım tecrübelerinizden istifade edelim dedi. Bunu başlatacağız'' diye konuştu.

GÜVEN VE İSTİKRAR

Babacan, Türkiye'de güveni ve istikrarı oluşturduklarını, bunu oluşturduktan sonra işlerin kolaylaştığının altını çizerek, güven ve istikrar sağlanınca tüketicinin, yatırımcının, bankaların artık korkmadığını söyledi.

Orta Vadeli Program (OVP) ile Türkiye'nin kamu maliyesinin sapasağlam devam edeceğini ortaya koyduğunu belirten Babacan, ''Dolayısıyla Türkiye'nin kamu maliyesi tarafında bir bir problem yaşamayacağını ortaya koyduk. Arkadan kredi notu artışları geldi, faizler düşmeye başladı'' dedi.

Siyasetçiler açısından vergi düşürmenin, harcamaları artırmanın en kolay çıkış olduğunu ifade eden Babacan, şu anda ABD'de bu kadar büyük bütçe açığı varken, bu tarz atılan adımların ters tepeceğini, büyümenin elde edilemeyeceğini söyledi.

Babacan, kendi şahsi kanaati olarak ABD'de seçimin yaklaştığı bu dönemde öncelikle güvenin sağlanması gerektiğine işaret ederek, şöyle devam etti:

''Yapılması gereken biran önce yapılanların pek çoğunu tersine çevirmek. Kamu tarafında işi sağlam tuttuğunuz anda güven oluşur. Güven oluştuğunda zaten ekonomik büyüme arkasından geliyor. Dolayısıyla çok soğukkanlı olmak lazım. Hemen bugünü düşünürseniz ekonomi yönetiminde bu sizi geriye götürür.

Mutlaka orta vadeli, uzun vadeyi dikkate alan adımlar atmalıyız ki güven oluşsun, güvenle beraber de ekonomik büyüme olsun. ''

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, ''Şu anda maalesef sıcak para ağırlıklı bir yapı var. 'Maalesef' diyorum çünkü doğrudan yatırımlar azaldı. Şu anda kısa vadeli kaynakların Türkiye'ye girdiğini görüyoruz'' dedi.

Babacan, Bloomberg HT'de katıldığı programda soruları yanıtladı. Babacan, ''IMF'de bizim liderliğini çektiğimiz grup başkanı olma şansımız, ihtimalimiz var mı?'' şeklindeki soru üzerine, IMF İcra Direktörleri heyetinin 24 kişiden oluştuğunu, masada bu ülkelerin bazılarının sürekli, bazılarının da dönüşerek oturduğunu belirtti.

Babacan, şu anda G20 üyesi olup IMF İcra Direktörleri heyetinde kendisi oturmayan tek ülkenin Türkiye olduğunu kaydetti.

Türkiye'nin geçen sene IMF ve Dünya Bankasının yıllık toplantılarına ev sahipliği yaptığını ve o toplantının havası içinde ilk kez bunu dillendirmeye başladıklarını bildiren Babacan, ''(Türkiye dünyanın en önemli organizasyonlarından bir tanesine ev sahipliği yaptı.

Her türlü ekonomik göstergesi çok farklı bir noktaya gelmiş durumda. Açık bir ekonomi, bir serbest piyasa ekonomisi, doğruları yapan bir ülke ve satın alma gücü paritesine göre hesap ettiğinizde dünyanın 16. büyük ekonomisi. Böyle bir ülkenin başka bir ülke grubu içinde ve masanın etrafından oturanların arasında olması çok doğru değil) dedik. Bir yıldır bunu çok dillendirdik ve bu bayağı zemin buldu'' dedi.

Bugün gelinen noktada 24 ülkeden 2'sinin sandalyesini bırakacak gibi göründüğünü ifade eden Babacan, şöyle devam etti:

''Onun yerine iki ülke artık dönüşümlü mü olur, tek başına mı olur? Bunların hepsi şu anda tartışılıyor. Şu anda böyle bir tartışma, çalışma var. Ama bunun neticesi ne olur?

Neticenin de mutabakatla oluşması gerekir. Avrupalılara, 'siz koltuk sayınızı azaltın' diyorlar ama şimdi hangi Avrupa ülkesi ondan vazgeçecek. Oradan vazgeçen ülkenin kendi iç siyasi durumu nasıl?

IMF'deki koltuğunu kaybedecek. Şimdi bunu kabul etmeleri. Çünkü IMF'de geniş bir mutabakatla bu kararlar alınıyor. Birkaç ülkenin biraraya gelip fis kos...Mümkün değil.

Uzun ve çok geniş bir mutabakat oluşturmak gerekir. Şimdi bir müzakeresi var. Benim kanaatim Türkiye şu andaki pozisyonundan daha iyi bir noktaya gelecektir.

Türkiye'yi şu anda destekleyen çok ülke var. Üzerinde çalışıyoruz çaba var. Türkiye'nin orada daha iyi temsil edilmesiyle ilgili epey destek topladık. Önümüzdeki bir kaç hafta içinde biraz daha netleşecektir.''

''ABD'nin finans yatırımcılarının Türkiye'ye bakış açısını nasıl gördünüz?'' sorusuna karşılık Babacan, ziyaretinde finansçılarla fazla biraraya gelemediğini, yatırımcılarla yaptıkları toplantıda bir iki finansçı olduğunu belirterek, program çerçevesinde daha çok siyasi temasta bulunduklarını söyledi.

''TÜRKİYE'YE NASIL BAKILIYOR''

Başbakan Yardımcısı Babacan, ''Türkiye'ye nasıl bakılıyor'' sorusu üzerine, bunun en iyi göstergelerden görüldüğünü ifade ederek, şunları kaydetti:

''Türkiye'ye giren sermaye ki şu anda maalesef sıcak para ağırlıklı bir yapı var. 'Maalesef' diyorum çünkü doğrudan yatırımlar azaldı. Geçen sene iyi bir noktada değildik.

Geçen sene küresel kriz şu bu ama bu sene de pek arzu ettiğimiz noktalarda değil doğrudan yatırımlar. Şu anda kısa vadeli kaynakların Türkiye'ye girdiğini görüyoruz.

Dünyada olup bitenle alakalı ama bizim de tabii Türkiye içinde neler yapmamız gerektiğini tekrar gözden geçirmemiz gerekecek.

Ama sadece hani rakamlara dahi baksanız işte Amerika'dan Türkiye'ye ne kadar sermaye girmiş bu süre içinde, varlık değerleri ne olmuş Türkiye'de.

Yani faizler nerelerde. Eurobond faizlerine bakın. 10 yıllık Eurobond faizleri şu anda yüzde 4,7 civarında. Türkiye'nin geçmişiyle mukayese edince çok düşük oranlar.

30 yıllık kağıtlarımıza çok iyi talepler var. 2040 yılına kağıt çıkarmışız ve talep var. Yani tekrar çıkarın diye baskılar var şu anda sürekli arkadaşlarımıza, Hazine'ye.
Ama biz de dikkat ediyoruz. Öngörülebilirlik çok önemli. Eurobond ihraçlarında şimdiye kadar 8 yıldır ne kadarlık çıkacağımızı söylediysek hep o açıkladığımız etrafında döndük. Hani olur 2011'in prefinansmanı belki düşünülebilir.''

Bu konularda çok fırsatçılığı sevmediklerini belirten Babacan, bugüne kadar uzun vadeli, piyasa ve piyasa oyuncularıyla güven esasına dayanan bir ilişki geliştirdiklerini, bunun da böyle devam etmesinin önemli olduğunu düşündüğünü kaydetti.

''BORSA TAMAMEN REFERANDUM SONUCU''

''Buralarda Türkiye'den çok olumlu bahsediliyor'' diyen Babacan, ''Son 1 hafta, 10 günlük borsa tamamen referandum sonucu başka bir şey değil. Bizi ayıran o, yani orada da güven.

Siyasi istikrarın Türkiye'deki demokrasinin artık sivil bir demokrasi olacağının tesisidir, bunun getirdiği rahatlık. Bunun sebebiyle bizim borsamız bütün dünyadan yine ayrıldı. Son bir hafta, 10 gündür'' diye konuştu.

Tarafsız ve rasyonel bakanların Türkiye için neyin iyi olduğunu çok iyi değerlendirdiğine işaret eden Babacan, ''Çünkü para bağlıyor, yatırım yapıyor.

Türkiye'de bu referandumdan sonra varlık değerleri yükseldi. Varlık değerleri, Türkiye'nin bütün değeri arttı. Ülke olarak değeri arttı Türkiye'nin. Tabii bunlar çok önemli.

Dönüyor dolaşıyor güvene geliyor. Güveni sağlamlaştırtığınız zaman işler kolaylaşıyor ama güven ortamı sarsılmaya başladığı zaman o zaman ekonomiden de korkuyorsunuz'' dedi.

www.UlasimOnline.Com

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Ulaştırma | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim