• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 7 °C

Yine sıcak para cenneti olduk

Yine sıcak para cenneti olduk
Merkez Bankası, Avrupa’daki ekonomik çalkantıyı gerekçe gösterip, faiz indirimi yapmayınca Türkiye yine bono ve borsaya akın eden sıcak paranın merkezi oldu.

Hazirandaki 3.7 milyar dolarlık sıcak para girişinin ardından, temmuz ayında bono ve borsaya gelen para miktarı tarihi bir rekor kırdı. Merkez Bankası’nın haftalık basın bültenine göre 29 Haziran- 3 Ağustos arasındaki bir aylık dönemde, yabancı yatırımcıların Türkiye’deki bono stoku 10.5 milyar lira artarak 85.5 milyar liraya yükseldi.

Dolar kuruna göre 5.6 milyar dolar

Sabah gazetesinden Oğuz Karamuk’un haberine göre;Temmuzda bonoya gelen sıcak para miktarı ortalama dolar kurlarına göre 5.6 milyar doları buluyor. Bu rakama, İMKB yoluyla hisse senetlerine gelen net 535 milyon dolar da eklendiğinde Türkiye’ye 26 Haziran-3 Ağustos arasındaki dönemde giriş yapan sıcak para miktarı 6.1 milyar dolar olarak gerçekleşti. Söz konusu para girişinin yarattığı baskı ise Türk Lirası’nı dövizler karşısında hızla değerlendiriyor. Mesela yarım dolar ve yarım eurodan oluşan döviz sepeti bahsettiğimiz 1 aylık dönemde yüzde 2.1 oranında değerlendi. Örneği daha da geriye götürebiliriz… Son iki aylık sıcak para girişi 10 milyar dolara yaklaşırken, TL’deki değerlenme yüzde 3.2′yi buldu. Yılın ilk 7 ayındaki sıcak para girişi miktarının 16.6 milyar dolara çıktığını da hatırlatalım.

Kimler şikayetçi oluyor?

Ancak enflasyona karşı verilen ve geçtiğimiz Merkez Bankası başkanları döneminde de sıkça gördüğümüz söz konusu uygulamaların yan etkileri doğal olarak çeşitli kesimlerden tepki topluyor. Örneğin, Lira’daki hızlı değerlenme ihracatçılardan, bu değerlenmeyi sağlayan aşırı sıkı para ve yüksek faiz politikası ise üreticiler ile hükümetten bankaya karşı tepki doğmasına yol açıyor. İhracatçılar TL’nin aşırı değerlenmesi nedeniyle yurtdışındaki talep daralmasına karşı daha savunmasız hale geldiklerini belirtiyor. Ayrıca Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadele ve Avrupa’daki kriz gerekçesiyle biraz da ‘korkudan’ ve ‘dövize gitmesin’ diye likidite miktarını aşırı sıkması iç talepte hızlı daralmaya yol açıyor. Üretici kesim hem bu yüzden hem de yüksek faizler nedeniyle finansman maliyetleri arttığı için bankadan şikâyetçi oluyor.

Başçı’nın destekçileri bankalar

Başçı’nın politikaları hükümet kanadından da tepki alıyor. Hükümet kanadında ihracat-ithalat dengesine yönelik endişeler olmasına karşın, en önemli sorun bütçe üzerinde görülüyor. Türk ekonomisinin küresel krize karşı emniyet kemeri haline gelen yüksek bütçe performansının sürdürülebilirliğinden endişe duyuluyor. Gerekçe ise daralan talep nedeniyle önümüzdeki dönemde vergi gelirlerinde yaşanacak azalma olasılığı. Nitekim yılın ilk yarısındaki bütçe performansı, talep düşüşü nedeniyle yaşanan vergi kaybı yüzünden geçtiğimiz yıllara göre olumsuz seyrediyor. Buna karşın Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’ya, başlangıçta faiz indirmesi nedeniyle büyük eleştiriler getiren bankacılık kesimi ise şu anda kendini Başkan’ın en önemli destekçisi olarak konumluyor. Başçı’nın uyguladığı yüksek faiz politikası Londra gibi uluslararası finans merkezlerinde de son aylarda takdir topluyor. Yani yüksek faizden para kazanan kesimler geçtiğimiz dönemin aksine Erdem Başçı’ya daha çok destek çıkıyor.

www.UlasimOnline.Com

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Ulaştırma | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim