• BIST 108.673
  • Altın 153,107
  • Dolar 3,8275
  • Euro 4,5102
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 5 °C

Borusan'ın karar duruşması 22 Ekim’de

Borusan'ın karar duruşması 22 Ekim’de
2004 yılında başlayan Cezayir macerası, 2012 yılında Türkiye’de açılan davayla son buldu. İlginç davanın tarafları ise (o dönemde) Borusan Mannesman-Noksel-Ümran Çelik Boru konsorsiyumu ile grubun Kuzey Afrika ülkesindeki tek yetkili temsilci olarak anlaş

 

Kanunen hakları olan tazminatların ödenmediği iddiasıyla, bugün ortada olmayan konsorsiyumun üyelerine ayrı ayrı 1.360.000’er dolarlık dava açan İnmar ve Mega, 22 Ekim’de mahkemeye sunulacak olan bilirkişi raporunu bekliyor.
 
ÇALIŞMAYI ENGELLEYEN MADDE
 
Dış ticaret ve ihracat konusunda uzman olduğu belirtilen iki şirketin, Cezayir gibi zor bir pazarda 6 senede gerçekleştirdikleri 700 milyon dolarlık satışın ardından konsorsiyumun, “komisyona yüzde 50 zam yapıp, sözleşmeye de 2 yıllık rekabet yasağı ekledikten sonra” 31.12.2010’da iş akdini bitirme kararı alırken, ortaklığa son veren üç köklü firmanın da kendi aralarında rekabete başladığı iddia edildi. Buna karşılık İnmar ve Mega’nın sözleşmeye konan söz konusu madde nedeniyle 2012 sonuna kadar başka şirketlerle çalışamadıkları belirtildi.
 
İŞTE DAVA DİLEKÇESİ
 
İnmar Dış Ticaret ve Mega Dış Ticaret adına 17.07.2012 tarihli İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne sunulan dava dilekçesinde; “Her ne kadar davalılar müvekkillerimi acentelik faaliyeti göstermemiş, basit bir temsilcilik hizmeti sunmuşlar gibi davransalar da, müvekkillerimin gerçekleştirdiği faaliyetin davalılar için ne kadar önemli olduğu, 26.10.2009 tarihinde sözleşme yenilenirken iş başına komisyon tutarının 500.000 USD’dan 750.000 USD’a çıkarılmasından ve ayrıca tonaj üzerinden ek satış primi konulmasında açıkça anlaşılabilmektedir…
 
Davalılar, müvekkillerimin acentelik faaliyetinden önce de Cezayir’de iş yaptıklarını iddia etmektedirler. Oysa davalı Ümran Çelik firmasının belgesini sunduğu boru satış faturası, 2000 yılında “Seralex SA” adlı Belçika asıllı bir aracı firmaya yapılan satışa aittir. Dolayısıyla, satış Cezayir’de yerleşik bir müşteriye değil, bu ülkede iş almış olan bir yabancı firmaya yapılmıştır ve davalı Ümran Çelik’in o tarihlerde Cezayir’le çalışamadığını, ancak aracılara mal satabildiğini açıkça göstermektedir…
 
Cezayir pazarına girebilmek için dış satış, ihracat ve Cezayir konusunda 25 yıllık tecrübesi olan müvekkillerimle sözleşme yapan ve sözleşme süresi boyunca 700 milyon USD’lık satış gerçekleştiren davalı firmaların 2005 yılı öncesine ait olarak gösterebildikleri, Cezayir’e değil de aracılara yapılmış iki adet satış işlemidir (Noksel Çelik’in tarafından gerçekleştirilen 133.875 USD tutarındaki satış ve Ümran Çelik Boru firmasının yukarıda izah edilen satışı). Ümran Çelik Boru firması dosyaya ibraz ettiği belgelerde Belçika firmasına yaptığı satışın fiyat kısmını bile göstermek istememiş, silmiştir. Bu belgeler, bu büyük ve köklü firmaların tek başlarına Cezayir pazarına girmekte yetersiz kaldıklarını, ancak müvekkillerimle sözleşme yaptıktan sonra ne kadar büyük bir satış hacmi ve menfaat elde etmeye başladıklarını ortaya koymaktadır…
 
Davalıların Sözleşme bittikten sonra Cezayir’deki firmalarla iş yapmadıkları iddiası da gerçeği yansıtmamaktadır. Davalılar halen Cezayir’de iş almaktadırlar. Bazı işleri Tosyalı firması gibi rakiplerine kaptırmış olsalar da, bazı işleri almışlardır ve birçok ihaleye teklif sunmuşlardır…
 
Bir kez daha ve altını kalın çizgilerle çizerek belirtmek isteriz ki, davamız 6762 sayılı TTK m. 134’e 
dayanmamaktadır. Yerleşik Yargıtay içtihatları ve uygulamasına göre müvekkillerimizin portföy tazminatı alacağı doğmuştur. Portföy tazminatı alacağının doğabilmesi için, davalıların tuhaf yorumlarından farklı olarak, sözleşmenin acentesinin irade dışında sona ermesi değil, acentenin kusur dışında sona erme aranmaktadır ki, Sözleşme müvekkillerimin kusuru dışında bir sebeple (sürenin sona ermesi nedeniyle) sona ermiş bulunmaktadır…” ifadeleri yer aldı.
 
GÖZLER 22 EKİM’DE
 
Borusan-Ümran Çelik Boru ve Noksel şirketi avukatlarının “Acente değil temsilci” gerekçesi ve “Portföy tazminatının mevzuatta yer almadığı” iddiasıyla davanın reddini talep ettikleri, ancak mahkemenin bu talepleri kabul etmediği ortaya çıktı. 25.06. 2012 tarihinde yapılan ön duruşmada bilirkişi incelemesine karar verildi. Raporun bu ay çıkması beklenirken karar duruşması 22 Ekim’de.
 
www.UlasimOnline.Com
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Ulaştırma | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim