• BIST 97.314
  • Altın 145,314
  • Dolar 3,5633
  • Euro 3,9989
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 11 °C

Türkiye’nin Deniz Ulaştırma Projeleri

FATİH YILMAZ

Türkiye’nin Deniz Ulaştırma Projeleri 

Türkiye’nin son yıllarda hayata geçirdiği “deniz ulaştırma” projelerine baktığımızda, bu alanda somut gelişmeler kaydedildiğini gözlemliyoruz.

Bu gelişmelerin başında, Paris MoU kara listesinde yer alan Türkiye’nin 2003 yılında başlatılan “denetim seferberliği” ile 2006-2008 periyodunda beyaz listeye geçmesi ve bunun için yürütülen özverili çalışmalar geliyor. Beyaz listeye geçen Türk deniz ticaret filosunun uluslararası deniz emniyeti karnesi ve ticari kredibilitesi oldukça yükselmiş durumda.

Kabotaj hattında deniz emniyetinin arttırılmasına yönelik gözlemlediğimiz faaliyetler kapsamında, kabotajda yolcu ve yük taşımacılığı yapan gemilere yönelik program dışı denetim kampanyaları düzenlenmesi ve düzenli hat taşımacılığı yapan yolcu gemilerinin işletmecilerine ISM Kod çerçevesinde sorumluluk yükleme uygulaması, kendi sularımızda çalışan gemilerimizin emniyeti ile ilgili ciddi bir eksikliği giderdi.

Deniz ulaştırması sektöründe hizmet alan özel ve tüzel kişilerin denizcilik otoritesi ile olan işlerini internet üzerinden yürütmelerini sağlayan “e-denizcilik” projesi kapsamında (gemi sertifikasyonu da dahil) 28 adet hizmetin, e-devlet kapısıyla birlikte değerlendirildiğinde ise denizcilikle ilgili toplam 35 adet hizmetin internet üzerinden yapılmasına imkan sağlanması da oldukça önemli.

Anadolu insanına denizi tanıtmak, amatör denizciliği teşvik etmek için gerçekleştirilen projelerin başında iç sularda (baraj ve göllerde) denizcilik ve kabotaj bayramı kutlamaları geliyor. Amatör denizci belgesi sahibi kişi sayısının 2003 yılına göre yaklaşık 2 kat artarak günümüzde 85 bin kişiye ulaşması bu konudaki çalışmaların önemini gösteriyor.

Ticari rakamlar ise, Türk limanlarında elleçlenen yük miktarının 2010 yılı itibariyle 2000’li yılların başlarına nispeten tonaj olarak % 92, TEU olarak ise % 219 artış gösterdiğini, uluslararası Ro-Ro taşımacılığı hacminin % 64, kruvaziyer yolcu taşımacılığı hacminin ise % 441 artmış olduğunu gösteriyor.

Deniz ulaştırması alanında son dönemde gerçekleştirilen yatırım projelerinden  Çanakkale ve İstanbul Boğazlarında kurulan “Türk Boğazları Gemi Trafik Hizmetleri (VTS) Sistemi” sayesinde, Türk Boğazlarından geçen gemilerin 7/24 takibi, kural ihlallerinin, deniz kirliliğinin ve kazaların asgariye indirilmesi sağlanıyor.

İzmit, İzmir ve Mersin Körfezleri’nde kurulumu halen devam eden “Liman Gemi Trafik Hizmetleri Sistemleri” tamamlandığında ise ana sisteme entegre edilmek suretiyle tek bir Ulusal Deniz Resmi oluşturulması planlanıyor. Türk Boğazlarındaki fenerlerde uzaktan kumanda sistemine geçilmesi ve VTS’in VHF haberleşme sistemlerinin yedeklenmesi ile ilgili çalışmalar ise, deniz ulaştırması alanında yatırım projelerinin yanısıra rehabilitasyon ve modernizasyon projelerine de önem verildiğini gösteriyor.

Dünyanın neresinde olursa olsun tüm Türk Bayraklı gemilerin ve 1000 Deniz Mili mesafedeki tüm gemilerin ülkemizce periyodik olarak izlenebilmesine imkan sağlayan “Gemilerin Uzaktan Tanımlanması (LRIT) Sistemi” ve kıyılarımızdan 100 mil mesafeye kadar tüm gemilerin ülkemizce anlık olarak izlenebilmesine imkan sağlayan “Otomatik Tanımlama Sistemi (AIS)” de, deniz ulaştırması alanında son dönemde gerçekleştirilen diğer önemli yatırım projeleri olarak göze çarpıyor.

“Acil Müdahale Merkezlerinin Oluşturulması ve Denizlerimizde Mevcut Durumun Tespiti Projesi” kapsamında, kıyı ve denizlerimiz için duyarlılık haritaları, risk yönetim sistemi, coğrafi bilgi sistemi ve petrol yayılım modeli oluşturulması ve aynı kapsamda Antalya ve Marmara Ereğlisi’nde 2 acil müdahale merkezi ile 18 depolama istasyonu oluşturulması ise deniz çevresi ile ilgili yapılan çalışmalar arasında yer alıyor.

2007-2010 yılları arasında ülkemizin 7 farklı kıyı kentinde ve Romanya’nın Köstence limanında gerçekleştirilen deniz kirliliğine müdahale tatbikatları, Türk karasularında ve yakın hinterlandımızdaki komşu ülkelerde yaşanabilecek olası büyük deniz kazalarında ve deniz kirliliği oluşumları esnasında, ülkelerin, kurum ve kuruluşların işbirliği içerisinde koordineli hareket etmeyi öğrenmelerine katkı sağlaması açısından önem taşıyor.

Bir diğer alanda da, deniz ulaştırma sektörünün insan kaynağı olan gemiadamlarının yetiştiği denizcilik eğitim kurumlarının nitel ve nicel kapasitelerinde de son yıllarda önemli gelişmeler kaydedildiğini gözlemliyoruz. Rakamlar, denizcilik eğitimi veren meslek lisesi sayısının 2000’li yılların başlarında 19 iken 2010 yılında 61’e, MYO sayısının 4’ten 10’a, Fakülte/Yüksek Okul sayısı ise 3’ten 8’e çıktığını gösteriyor.

Türkiye’deki denizcilik eğitimi hakkında denetim yapan ve AB Komisyonu’na sunmak üzere rapor hazırlayan Avrupa Deniz Emniyeti Ajansı (EMSA)’nın hazırladığı rapora göre, Türkiye’nin STCW Sözleşmesi gerekliliklerini tam olarak karşıladığı ve Türkiye’deki gemiadamları eğitim ve sertifikasyon sisteminin 107/2008/EC sayılı AB direktifine uygun olduğu tescillenmiş durumda. Bu durum, AB üyesi ülkeler ayrı bir denetim yapmaksızın, Türk gemiadamlarının AB ülkelerinin bayrağını taşıyan gemilerde serbestçe çalışabilecekleri anlamına geliyor.

Diğer taraftan ise oluşturulan “Gemiadamları Sınavları On-Line ve Randevu Sistemi” ile İstanbul, Çanakkale, İzmir, Antalya, Mersin, Trabzon, Samsun ve Ankara’da olmak üzere, gemiadamları sınavlarının birçok merkezde yapılmasına imkan sağlanması ve gemiadamlarına objektif bir sınav ortamı oluşturulması da, deniz ulaştırması alanında gözlenen bir başka önemli gelişme olarak karşımıza çıkıyor.

Burada saydığımız ve sayamadığımız daha pek çok deniz ulaştırması projesinin arkasında, "ben yaptım oldu" mantığının değil, olgun bir bilim insanının başarılı yöneticiliği olduğu muhakkak.  

Türkiye'nin Ulaşım ve İletişim Stratejisi Hedef 2023 Belgesi’nde yer alan denizcilik sektörü için tanımlanmış stratejik amaç ve hedeflerin büyük bölümünün "deniz ulaştırması" ile ilgili olduğunu da dikkate alarak söz konusu bilimsel yönetim anlayışı sayesinde yakalanan başarı ve istikrarın önem arz ettiği, bahse konu stratejik amaç ve hedeflere ulaşmadaki belirleyici faktörün ise takım çalışması bağlamında çok daha aksiyoner ve çalışkan kadrolara bağlı olacağı yönündeki kanaatimi de ayrıca paylaşmak isterim.

Bu arada, konu ulaştırma ile ilgili olunca, tarihi "İpek Yolu"nu yeniden canlandırmak, Avrupa-Karadeniz, Kafkasya, Hazar Denizi ve Asya bölgelerindeki ekonomik ilişkileri, ticareti ve ulaştırma bağlantılarını güçlendirmek için oluşturulan ve deniz ulaştırmasıyla ilgili konuların da ele alındığı Avrupa-Kafkasya-Asya Taşımacılık Koridoru (TRACECA) kapsamında, son yıllarda ülkemizce son derece aktif ve başarılı çalışmalar yürütüldüğünü gözlemlediğimizi de belirtmeden geçemeyiz.  

Kaynaklar:

1-http://www.ubak.gov.tr/BLSM_WIYS/UBAK/tr/yayinlar/20101129_175235_204_1_44520.pdf (zt: 02.12.2011)

2- http://www.ubak.gov.tr/BLSM_WIYS/UBAK/tr/dokuman_sag_menu/20110323_142238_204_1_64.pdf (zt: 02.12.2011)

Bu yazı toplam 3958 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Ulaştırma | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim