• BIST 83.106
  • Altın 146,948
  • Dolar 3,7641
  • Euro 4,0426
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara -3 °C

Arama motorlarının dünü, bugünü ve yarını

Arama motorlarının dünü, bugünü ve yarını
Arama motorlarının dünü Altavista, Yahoo ile başlayan Sergey Brin’in Stanford’da üzerine yoğunlaştığı doktora tezi ile devam eden bir zaman dilimini kapsıyor.

Arama motorlarının dünü, bugünü ve yarını

Arama motorlarının dünü Altavista, Yahoo ile başlayan Sergey Brin’in Stanford’da üzerine yoğunlaştığı doktora tezi ile devam eden bir zaman dilimini kapsıyor.

Tabi dünü anlamak için de öncelikle arama motorlarının nasıl çalıştığını anlamak gerekiyor ki bunu iki başlıkta toplamak mümkün.
 
Web’i taramak (milyarlarca site/sayfa)
 
Taranan sayfaları en iyi şekilde listelemek!
 
Google çıkana kadar ikinci fonksiyonu çok çok iyi yapan bir arama motoru yoktu. Google’ın listeleme konusundamükemmele yaklaşması ise algoritmasının win-win-win durumu yaratmasına dayanıyor. Şöyle ki kullanıcının aradığı kelime öbeği ile uyuşan sayfanız olması trafiğinizi artıyor, trafiğinizin daha çok artması için kullanıcı eğilimlerine göre, kelime trafiklerine göre düşünmeye başlıyorsunuz, bunu yaptıkça da kullanıcının aradığı şeyi bulması kolaylaşıyor, bu da google için daha çok ziyaret edilen arama motoru olması için organik bir büyüme sağlıyor(Bunu aslında şu şekilde bir analoji ile açıklayabiliriz. Fenerbahçe taraftarı yıllardır savaşan bir takım istiyordu, sahada savaşmadığı için maça gitmiyordu, ne zaman ki Fenerbahçe yönetimi taraftarı dinleyip savaşan bir takım kurdu, taraftar daha çok ilgi göstermeye başladı, taraftar daha çok ilgi gösterince takım daha çok para kazandı, takım daha çok para kazanınca daha savaşçı futbolcular alması için bütçesi arttı, daha savaşçı futbolcular aldıkça taraftar daha da takımına bağlandı….)
 
Özetle söylemek gerekirse bu algoritma sürekli olarak kendini geliştiriyor ve iyileştiriyor!
 
Arama motorlarının bugününe gelecek olursak, düzeni bozan paydaşlar olması, değişen kullanıcı trendleri arama motorlarını da büyük değişimlere uğrattı. Arama motorlarının düzenini bozan paylaşlar kim sorusunun cevabı ise sırf trafik uğruna yanlış SEO uygulayan firmalar, “link farm” denilen içi boş siteler, “parked domain” dediğimiz kullanılmayan ama sırf trafik alsın diye uğraşılan boş siteler ve tabi pazarlama bütçesini har vurup harman savuran her kelime öbeğine reklam veren, SEO çalışması yapan firmalar!
 
Arama motorlarının en zayıf noktası ise algoritmanın azizliğinden dolayı ve kullanıcı eğiliminin hep ilk 3-4 sonuca tıklamasından dolayı içeriği zengin fakat fazla itibarı olmayan sitelerin öne çıkamaması ve bu nedenle “itibarı düşük ve çok fazla paylaşılmayan” sayfaların bulunmasının zorlaşması. Yani Google’da spor ayakkabı derseniz istemediğiniz kadar sonuç bulursunuz fakat çok bilinmeyen bir konuda araştırma yapıyorsanız neredeyse tek sayfa sonuç gelir ve çoğu da alakasız sonuçlar olur.
 
Bunu aşmak için algoritmaya da yapay müdahele yapmamak için Google’ın çözümü kitap aramayı, akademik aramayı ayrıştırmak olmuş. Fazla itibarı olmayan sitelerdeki bilgiye ulaşmadaki problemi millionshort.com gibi siteler popüler sitelerde arama yapmayarak çözmüş gözüküyorlar fakat bu tip arama motorlarının problemi ise trafiğin az olması!
 
Arama motorlarının kendi saygınlıkları için ve hayatta kalmaları için ise tek prensipleri var.
 
“Siteler arasında demokrasiyi sağlamak ve adaleti sağlamak!” Google bunu hafif bir şekilde, Yandex ise yoğun bir şekilde kırdı ve kırmaya devam ediyor. Google’ın da Yandex’in de mottosu “Kullanıcıyı aradığı şeye en kısa zamanda ulaştırmak” olduğu sürece kendi açılarından bunu kırmaları normal fakat mottusunun bu olmaması gerekiyor çünkü yukarıda bahsettiğim win-win-win durumu bozulduğunda şu ankinden çok farklı bir dünyaya uyanmış oluyoruz. Bu arada nasıl kırdığına gelirsek birçok arama motoru bazı konularda taradığı sitelerden değil kendi topladığı içeriklerden sonuçlar çıkarmaya başladı. Bu da onları “search engine” kavramından “search portal” kavramına dönüştürmeye başladı. Çünkü demokrasiyi bazen bazen bazen bozmamak diye bir durum söz konusu değil, ya bozarsınız ya bozmazsınız. Bu kapitalizm’de bazı sektörlerde hala devlet şirketlerinin olması ile benzeştirilebilir.
 
Arama motorlarının geleceğinde ise şu anda en çok konuşulan konular “local search”, “social search” ve “semantic search” olarak gözüküyor.Local search konusundaki durumu görmeniz açısından cep telefonunuzdan google’a girip “konser” yazmanızı istiyorum, sonuç ne çıktı ? Etrafında 4 saat sonra başlayacak konser mi listelendi yoksa bilet sitesinin linki mi çıktı ?
 
“Local search” biraz pelesenk olmuş fakat çok da ilerlenmemiş bir alan olarak gözüküyor. Local search için Google’ın kullanıcının konumu anlamında da içeriklerin konuma göre listelenmesi anlamında da yapması gereken çok şey var. Site sahiplerinin de google’a içeriklerini tararken söylemesi gereken birçok şey var.
 
Social search ise son 1 yıldır sürekli dillendirilen fakat bir iki cümleden fazla derinleşmediğini hissettiğimiz bir konu. Bing’in tüm sosyal ağınızda arama yapması, yandex’in twitter’da arama yapması aslında social search değil. Social search’ü anlamak için önce arama dünyasında sosyalliğin payını ve fayda büyüklüğünü görmemiz gerekiyor. Ne zaman social search aradığımız şeye daha kolay ulaşmamızı sağlar, ne zaman karar mekanizmamızda bir paydaş olur, ne zaman işe yaramaz?
 
Bunu örneklerle açıklarsak “yeni wolkswagen golf” aramak istediniz çünkü yeni modeli merak ettiniz ve tasarımını incelemek istiyorsunuz. Önünüze gelen ilk sonuç zaten wolkswagen sitesi, belki altında bir arkadaşınızın da facebook’da wolkswagen sayfasını beğendiğini gördünüz, bu sizin için ne kadar önemli ? veya bir arkadaşınızın twitter’da “yeni volkswagen’in tasarımını hiç beğenmedim, bu sefer olmamış” dediğini gördünüz, bu o kişiyle sosyalleşmenizde işinize yarar fakat ilk linke tıklamanızı engellemez.
 
Bu durumun tam tersine bazı arama konularında ise sosyalliğin ne kadar önemli olabileceği aşikar. Örneğin “üsküdar köfteci” yazdınız çünkü Üsküdar’dasınız, karnınız aç güzel bir köfteci arıyorsunuz, sonuçları da gördünüz ama emin olamadınız, işte tam burada sosyallik işinize yarayabiliri, twitter’da bir arkadaşınızın “üsküdar’daki a köftecisinin üzerine tanımam, tek geçerim” dediğini görmeniz fikrinizi büyük ihtimalle değiştirecektir.
 
Social Search’ün önemi arama motorlarının elindeki arama hacimlerinin alan bazında sosyalliğin etkisini ölçmek ile mümkün. Bunu kendiniz de Google trends’den zeitgeist’ten bakarak irdeleyebilirsiniz. Benim kişisel yorumum social search önemli fakat her alanda önemli değil, alanları belirleyip ona göre dikeylerde odaklanmak en iyisi.
 
Bu nedenledir ki dakick.com’da bir kullanıcı vizyondaki veya televizyondaki bir filmi aradığında “bu filmi izleyen arkadaşların şunlar, verdikleri puanlar da şunlar” diye ekstra bilgi veriyoruz çünkü o film ile ilgili sosyal çevresinin bireysel bazda görüşleri o filme gidip gitmemesinde veya televizyonda izleyip izlememesinde önemli bir faktör. Tabi burada da “mutlaka izleyeceğim” diye bir niyetle yola çıktıysa sosyal çevresinin yine bir önemi kalmıyor.
 
Şu anda local ve social search’ü en iyi yapan firma foursquare! (dikey olduğu için sadece belli konularda işe yarıyor.) Quora gibi detaylı cevaplar içeren siteler de aslında arama motoru dünyasını “long tail” anlamında ve sosyallik anlamında tamamlıyor fakat bu sitelerin de en büyük problemi “scalability” ile beraber gelen bilgiyi ve kullanıcıları yönetme sıkıntıları.
 
Semantic search ise şimdilik çok çok uzaklarda gözüküyor. Öncelikle schema.org desteğinin semantic search ile yakından uzaktan ilişkisi yok. schema.org her ne kadar bilgiyi anlamlandırmak gibi gözükse de yine görsel tarafa hitap ediyor. Burada önemli olan içerik sitelerinin datayı bilgiye çevirmesi, bunu da tüm arama motorlarının anlamlandırabilmesinde yatıyor.
 
Google’da “italyan yönetmenlerin filmleri” araması yaptığınızda eğer kullanıcı bazlı olarak “italyan yönetmenlerin filmleri” diye sayfa yapmadıysa veya bir film sitesi “italian-directors/movies” diye bir kategori yapısı yoksa aradığını şeyi bulmanıza imkan yok. Bunun tek yolu datanın anlamlandırılıp GGG olmasından geçiyor.
 
Mevcut semantic search siteler ise ontoloji aramaktan veya küçük bir alanda arama yapmaktan öte gidemiyor. Tabi burada da aynı soruyu sormak gerekiyor, yukarıdaki örnekten hareket edecek olursak arama hacminin ne kadarında yukarıdaki gibi aramalar vardır ?
 
Son zamanlarda milli arama motoru kavramı da çok dillendirilir oldu, bu konuda ise bildiğim tek şey arama motoru işi için 2-3 üniversite destekli bir konsorsiyum ile 5-6 yıllık bir çalışma sonrası belki bir yerlere gelinebilir. Yoksa milli arama motoru 100 tane siteyi tarayan ve onları kötü bir şekilde listeleyen bir çözümden öte gidemez!
 
Sonuç olarak, arama motorları win-win-win ekosistemini bozdular ve bozmaya da devam ediyorlar ki bu oldukça tehlikeli; local search konusunda arama motorları oldukça başlarda, social search’ü yanlış anlayan da, abartan da, anlamayan da çok arama motoru var, semantic search ise şimdilik bir hayal.

www.UlasimOnline.Com

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Ulaştırma | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim